2019 Yılında En Çok Konuşulan Ekoloji Karşıtı Projeler

0

2019 yılına damgasını vuran üç önemli ekoloji haberini sizler için derledik. 2019 yılı, doğa severler tarafından ekoloji karşıtı projelerin durdurulması için yürütülen mücadelelerin önemli başarılar elde ettiği bir yıl olarak da akıllarda kalacağa benziyor. Üç önemli ekoloji karşıtı projeyi şöyle sıralayabiliriz;

1. Ekoloji Haberi: Şubat 2019 / #SaldayaDokunma

Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı Salda Gölü hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’dan 2 Şubat tarihinde “Salda’ya millet bahçesi yapacağız” açıklaması geldi. Bakan Kurum Salda’da yapılması söz konusu olan millet bahçesi ile doğal güzelliğin korunacağını söyledi. Ancak açıklamalar yeterli olmadı ve ilk tepkiler #SaldaGölü Salda Gölü olarak kalsın sloganı ile twitterdan karşı bir tepki olarak verildi.

Millet Bahçesi Nedir?

Millet Bahçesi, bağlı belediyenin açacağı özel bir ihale ile içinde tesis barındıran çevre ve park düzenlemesinin genel adıdır deniyordu. Beyazın ve mavinin tertemiz uyumu ile son yıllarda gezginlerin ve doğa severlerin ilgisini çeken Salda’da, ‘Yapılılaşmaya izin vermeyeceğiz’ diyerek Bakan Kurum’un basın açıklaması ile açıkladığı projenin detayları doğa aktivistlerini haklı çıkardı. Söz konusu millet bahçesinin 300 bin metrekarelik bir alana yayılacağı belirtildi. İçinde otopark, bungalov evler, kafeteryalar, yürüyüş yolları olacağını söyleyen Bakan Kurum doğal güzelliğin korunma altına alınması için bu projelerin hazırlandığını ileri sürdü.

Salda Doğada Kaldı

Sosyal medya üzerinden çığ gibi başlayan tepkiler ile birlikte yerel halk da harekete geçti ve bölge sakinleri Isparta İdare Mahkemesi’ne dava dilekçesi sundu. Dava dilekçesinde bölge halkının görüşlerinin alınmadığı ve çevresel etki değerlendirmelerinin yapılmadığı, ihale sürecinin bir an önce durdurulması talep edildi.

Sosyal medya üzerinden hashtag ile başlayıp bünyesine doğa aktivistlerini ve bölge halkını alarak hızla büyüyen eylem, Millet Bahçesi İhalesinin İptali ve Yürütmenin Durdurulması için ara karar veren mahkemece doğanın lehine kazanıldı.

2. Ekoloji Haberi: Haziran 2019 / #HerYerKazdağları

Kazdağları’nın Çanakkale Kirazlı/Balaban mevkiinde yıllardır süren mücadeleye 2019 yılında artan yoğun destek damga vurdu. Türkiye’nin birçok yerinde yerli yabancı şirketlere ruhsat ile altın madenciliği işletme faaliyetleri imkanı sağlayan projelerin karşısında duran doğa aktivistleri, çevreciler ve halk, uzun ve aktif bir eylem planı ile başarıya ulaştı.

(tema.org.tr)

Su ve Vicdan Nöbeti başlangıçta birkaç çadırdan oluşuyordu. Sosyal medya çağrılarına kulak veren doğa severlerin nöbete olan inancı ve desteği ile birlikte maden alanına yakın bir bölgede çadırlı nöbet eylemi başladı. 25 Temmuz’da başlayan eylem birçok farklı yol izledi. Çadırlı nöbette bulunanlar ve günlük olarak gelip dönen destekçiler maden sahasının kapısına gidip “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” diyerek slogan attılar.

Sadece Türkiye’de değil Kanada’yı da harekete geçirdiler. 12 Ekim tarihinde işletmenin ruhsatının yenilenmeyerek erteleme alması başarı olsa da doğa aktivistleri erteleme değil, proje iptal edilene kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

3. Ekoloji Haberi: Ağustos 2019 / Murat Dağı Yok Olmasın

Murat dağı Ege Bölgesi’nin Uşak ilinde Anadolu’nun en önemli su kaynaklarından birini barındırır ve Ege’nin ikinci en yüksek dağı olma özelliğini taşır.

Doğal güzelliği ile büyüleyen, 1. derece deprem bölgesinde olan Murat Dağı’nda altın ve gümüş madeni açılmak isteniyor. Siyanürlü ayrıştırma yöntemi ile yapılacak maden aramasını için bilirkişiler bölgeye giderek araştırmalarda bulundu.

(ekolojibirligi.org)

Yerel gazetelerde ve ulusal basında yer alan konu için “Murat Dağı Yok Olmasın” isimli bir platform kuruldu ve imza kampanyası başlatıldı. Bunun yanı sıra hukuki olarak da başlatılan işlemlere 53 kurum ve kişi ortak dava açtı ve “Murat Dağı Yok Olmasın” dedi. 

Burada Bir Çadır Konaklamış! (Konaklama Vergisi) haberi için tıklayın

Önceki İçerikVan Gölü’nde canavar var mı?
Sonraki İçerikDünyanın 5 Yılbaşı Meydanı
Merhaba, anlatılanlara göre güneşin hiç görünmediği ve dize kadar kar olan soğuk bir kış gününün şafağında 17 Şubat 1997'de İzmit'te doğdum. Doğaya olan sevgim, insanlığa olan ilgim, yollara olan hayranlığım henüz ilkokul yıllarında kendini belli etmiş olacak ki o zamanlar da sürekli gezi kulüplerine üye olur, karşıma çıkan her seyahat fırsatını değerlendirmeye çalışırdım. Okuldan ve evden uzaklaştığımız bazen şehiriçi bazen şehir dışı geziler en büyük mutluluğum olurdu. Klişe olacak ama tek başıma seyahat etmeye 19 yaşında Into The Wild'ı izledikten sonra başladım. Çantama, çadırıma ve ablamın ördüğü yol arkadaşıma isim vererek yollarda kendi içime açıldım. Bazen evimin yirmi kilometre ötesine bazen de Türkiye'nin en doğusuna gittim ve bu yolculuklarda en çok doğa ile baş başa kalmayı sevdim. O bölgelerin doğasından, tarihi kalıntılarından ve insan hikayelerinden etkilendim. Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Lisansımı bu yıl bitirdim. Gezgin Gazetesi ile seyahat etme arzum ve yazma iç güdüm sayesinde tanıştım. Burada zaman zaman seyahatlerimden zaman zaman ise gezginleri ilgilendiren içerikler üretmeyi planlasam da bakalım öyle olacak mı? Zaten güzel olan da bu değil mi? Yolda olmak..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz