Batın Özen – Göçebey Gezgin Sohbetlerinde İlk Konuğum

0

Merhaba ben Gül 😊 Artık Gezgin Gazetesi’nin “Gezgin Sohbetleri” benden sorulur 😊… Sizler ile pek çok gezginin yol hikayelerini, tecrübelerini ve yola çıkma motivasyonlarını buluşturmak için kolları sıvadım. Bu ay ilk konuğum Batın Özen. Sizlerin tanıdığı ismiyle Göçebey.  Batın Özen, sürekli yollarda ve kendisini göçebe olarak tanımlıyor ve bu tanımın hakkını fazlasıyla veriyor. Bizlere yurtiçi/yurtdışı seyahatlerinden edindiği tecrübelerini aktardığı sohbetimizde hem güzel anılarını hem de önerilerini paylaşıyor. Sizler de Batın’ın birçok seyahatine Instagram ve Youtube hesaplarından eşlik edebilirsiniz.  Linkleri sohbetin sonuna ekliyorum. 😊 Gelelim sohbetimizin detaylarına 😉

Batın Özen kamp ateşi
Batın Özen (Göçebey)

Batın Özen ile Yaptığım Sohbetin Detayları..

Öncelikle Gezgin Gazetesi sayfasına hoş geldin Batın. Okuyucularımızın seni daha yakından tanıması için biraz kendinden bahseder misin? Batın Özen / kendi tanımlaması ile Göçebe bir yaşam süren @gocebey kimdir, neler yapar?

Elbette, herkese merhaba öncelikle 😊 Ben Aydınlıyım, göçebe hayatım dışında Aydında ailemle birlikte yaşıyorum. Sivil Havacılık mezunuyum ama mesleğimi yapmıyorum. Hiç yapmadım. 3 yılı aşkın süredir tamamen kendim oluşturduğum imkanlarla düşük bütçelere ülkemiz başta olmak üzere yurtiçi/yurtdışını geziyorum. Amatör olarak da fotoğrafçılıkla uğraşıyorum. Çalışmadığım için kendime aslında şu anki dönemin tabiriyle “full time traveler” diyebilirim. Seyahat etmediğim zamanlar dışında da genellikle çok kısa süre de olsa ailemle vakit geçirip yeni seyahatlerimin planlamalarını yaparım. Sürekli olarak farklı zamanlarda farklı yerlerde olduğum için göçebe bir yaşam tarzına sahibim. Yollar benim evim oldu artık.

Öyleyse seyahat senin için ne ifade ediyor? 

Her insan gibi ben de gezmeyi çok seviyordum ama zamanla bu benim için bir “aşk, tutku” olduğunu ifade edebilirim. Seyahat kavramının kendim için ne ifade ettiğini açıklamak zor ama biraz önce de dediğim gibi yollar benim evim oldu ve zor dönemler yaşadığım süreçte; üniversitede kendimi yollara attım. Yolda iyileştim, kendimi geliştirdim, hayata dair büyük tecrübeler kazanıp kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim. Kendime olan özgüvenim arttı. Önyargılarımı geride bıraktım. İki sokak ötede farklı yaşamların sürdüğünü, bambaşka kültürlerin olduğunu gördüm. Yabancı dilimi geliştirdim. Sayabileceğim o kadar çok şey var ki, yol insana her zaman bir şey öğretiyor. En kötü olayda dahi kendine çok şey kattığını görebiliyorsun. Bir nevi hayat kavramı gibi aslında, seyahat ederken hayatı öğreniyorsun.

Batın Özen ile seyahat tutkusu üzerine

Seyahatlerinle ilgili ne söylemek istersin. Hem şehir hem doğa tutkusu nasıl başladı?

Çocukluktan gelen seyahat aşkı hep bende vardı. Hep yurtdışına çıkmak istiyordum fakat ailemin maddi durumları buna elvermedi. Zor dönemler geçirdiğim üniversite yıllarında uzun bir süre parttime çalıştım ve kendimi tamamen seyahat hayallerime adadım. İlk otostopumu bir arkadaşımla beraber Konya’dan Bolu’ya gerçekleştirdim ve 3 günde Abant, Gölcük, Yedigöller’i gezip yerel yemekleri tatma şansımız oldu. Toplamda ise 55₺ harcamıştım. Döndüğümde “ben de yapabiliyormuşum.” dedim. Göründüğü kadar zor olmadığını anladım ve o yaz birikimimle yurtdışına çıkıp tek başıma 1 aylık bir interrail yaptım. Harika arkadaşlıklar edinip çok güzel anılar geride bıraktım. Tabi o zamanlar Euro kuru 3.90 küsürlerdeydi. 😊 Döndüğümde içim içime sığmıyordu, artık bu yolun yolcusu olduğumu, yolların beni gerçekten farklı bir insana çevirdiğini hissettim ve Türkiye içerisinde gezmeye başladım. Sonrası zaten durdurak bilmedi. ☺️

Bize doğada var olmak ile ilgili ne söylemek istersin. Sende uyandırdığı hisleri özetleyecek olursan doğayla etkileşiminden nasıl bir çıkarım yaparsın?

İlk olarak doğada uyanmanın tadının bambaşka bir hissiyat olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İnsan doğada kendini buluyor çünkü zaten özümüz toprak ve bizi her defasında o kadar güzel ağırlıyor ki; insanın huzurlu, mutlu, keyifli hissetmemesi mümkün değil. Mesela doğada veya kamplarda en çok duyduğum ifade şu: ” Ya ben 3-4 saat uyudum, çok dinç uyandım.” Bunun nedeni de doğanın insan hayatı için bir ilaç olması. Gece belki fırtına kopup yağmur yağabiliyor ve her yer çamur olabiliyor ama sabah uyanıp çadırımın fermuarı açtığımda o kadar huzurlu uyanıyorum ki bunun tarifini yapmam sanırım mümkün değil. Ya insan o çadır fermuarının açılış sesinden keyif alabilir mi? Öyle bir mutluluk işte.

Yaşamımızdaki her şeyin bir enerjisi var. Doğanın enerjisi ise hiçbir zaman bitmeyecek. Doğa belki bize ait değil ama biz onun parçasıyız ve biz ne kadar el uzatırsak bize o kadar çok güzellik sunuyor. Bunu unutmamak gerek. Şehirlerden kaçıyoruz, dertten/stresten, her şeyden uzaklaşmak istiyoruz ve samimiyetimle söyleyebilirim ki bize en güzel, en iyi gelen şey doğada olma hissi…

Batın Özen ve Kuzey Ülkeleri

Pek çok ülkede gezme ve doğasını yaşama fırsatın oldu. Tabi aynı zamanda farklı kültürle de bir arada bulundun. Tüm seyahatlerinin içinde en uç bulduğun nokta neydi?

Bu soruya direkt olarak İzlanda, İsviçre ve Norveç olarak cevap verebilirim çünkü bu 3 ülkeyi de 1 aydan fazla gezme şansım oldu. Her manzarasında nutkumun tutulduğunu, her defasında daha da iyisini gördüğümü hatırlıyorum. Kanyonları, gölleri, şelaleleri, yolları, ihtişamlı dağları, insanların samimiyeti, bulundurduğu güzellikleri ve kısacası inanılmaz doğasıyla benim her zaman ilk 5’imde yer alacak ülkeler. Herkese tavsiyem bu 3 ülkeyi mutlaka listenize ekleyin. Her yerde manzara izleyebilir, keyif yapabilirsiniz ama bu 3 ülke gerçekten bambaşka duygular veriyor insana.

Tekrar tekrar gitmek istediğin yerin aslında Kuzey ülkeleri olduğunu biliyorum. Bu yerleri bu denli çok seviyor olmanın en önemli sebebi nedir? Ve kuzey ülkeleri ziyaretinde aklında olumsuz olarak yer eden ya da keşke gitmeseydim dediğin bir yer var mı?

Ben Vikings hastasıyım. Nordik kültürünü fazlasıyla seviyorum ve kuzey ülkelerine gittiğimde insanlarından aldığım samimiyet, doğasının eşsiz güzelliği ve arkamı dönüp baktığımda geride bıraktığım onlarca anı, kuzey ülkelerine aşık bir insan haline getirdi. Ayrıca belki de herkesin hayali olan “Kuzey Işıklarını” defalarca kez izleme fırsatı buldum ve o büyülendiğim manzaraları unutmam mümkün değil. ☺️ Ben soğuk iklim insanıyım, beni çok etkilemiyor ama genel olarak kuzey ülkelerinin olumsuz yanı kışın aşırı soğuk ve pahalı olması. Eğer kuzey ışıkları ya da kışın gitmek gibi bir düşünceniz varsa kıyafet ekipmanlarınız sağlam olsun. Kurdan dolayı da diğer ülkelere göre daha yüksek bir bütçeyle gitmek gerekiyor.

Batın Özen – İzlanda

Eminim yüzlerce ilginç yol hikayen vardır ancak başından geçen bir olayı anlatmanı istesem bize ne anlatırdın? 

O kadar kuzey ülkelerinden bahsettik. En sevdiğim yol hikayelerinden birisini de oradan anlatmak istiyorum öyleyse. İlk İzlanda seyahatime 4 arkadaşımla beraber gittik ve araç kiraladık. İzlanda’yı iyi bir şekilde gezmek istiyorsanız araç kiralamanız şart. Şubat ayında havanın -15’lerde olduğu dönemde bizi tüm ada ülkesi bembeyaz kar örtüsüyle karşıladı ve aşırı pahalı olduğu için ülkeyi kamp yaparak gezecektik. Ekipmanlarımız da sağlamdı fakat İzlanda havası öyle değişken ki 10 dakikada 4 mevsimi yaşayabiliyorsunuz. Bir anda kar yağıyorken güneş açabiliyor, hava günlük güneşlikken dolu yağabiliyor. En kötü faktör ise saatte 50 km’ye ulaşan rüzgar/fırtınalardı. Biz kamp yapma düşüncesiyle gittik ama bu rüzgarlar hiç izin vermedi. Rüzgarı keser, güvenli olur diye küçük çiftlik tarzı yerlerde çadır kurma düşüncesi oluştu ve çiftliklerden izin almaya çalıştık. Çoğu görüşmede de bizi ya misafir evlerinde ya da kendi evlerinde misafir ettiler.

Yine bir gün izin almak için gittiğimizde yaşlı tontiş bir dede karşıladı ve İngilizce bilmediği için kızını çağırdı…

Durumu izah ettik ve bize siz delirmişsiniz diye tepki verip bizi evin üst katında misafir etmek istediler. Çiftlik evi olduğu için ineklerin bulunduğu diğer kısımda neler yaptıklarını izleme ve orada sağdıkları inek sütünü deneme şansımız oldu. Süt kaynatılmadan içilmez ama orada içiliyormuş ve hayatımda içtiğim en güzel süttü diyebilirim. Bizim 1 gece kalıp yola devam etme düşüncemiz varken 2 gece kalın, size İzlanda kuzu eti yapalım dediler. Teklifi görüyor musunuz? İzlanda kuzu eti normalde çok çok pahalı bir şey ama biz de dünya tatlısı ailenin bu inanılmaz teklifini reddedemedik. Akşam oldu derken gece gökyüzünde hareketlenmeler başladı. Kaldığımız bu çiftlik evinde 2 gece üst üste gökyüzü yeşile büründü ve kuzey ışıklarını izledik. Müthiş bir olaydı bizim için.

Düşünsenize İzlandalı bir aile sizi misafir ediyor, misafir ettiği evde kuzey ışıklarını doyasıya izliyorsunuz ve onların kültürünü birebir yaşama fırsatı buluyorsunuz. Belki o aileye sıradan geliyordu kuzey ışıkları ama biz unutulmaz bir anıya sahip olduk. ☺️

Korona süreci devam ederken ülkemizin çeşitli noktalarında seni görüyoruz ancak süreç sonlandığında aklında olan bir yurtdışı rotası var mı?

Normalde pandemi olmasaydı planım öncelikle Avrupa’da İsviçre, Slovenya, İtalya’nın kuzeyi Dolomiti civarları ve Endülüs bölgesi dediğimiz İspanya’nın güney kısmıydı. Daha sonrasında ise Moğolistan, Hindistan düşüncem vardı ama malum süreçten iptal oldu. Tahminimce seneye yaz vakti yurtdışı seyahatlerine başlarız gibi duruyor. Orta Asya ve olursa eğer Afrika düşünüyorum, beni oralar çok cezbediyor ve merak ediyorum.

Standart bir çalışma hayatının olmadığını biliyoruz. Çoğu zaman gezerken kendine bütçe oluşturmak için yolda çalışıyorsun. Bir yandan da Youtube kanalın ve Instagram profilin için içerik üretiyor olmak zor olmuyor mu? Bu tempoyla nasıl baş ediyorsun?

Ciddi anlamda zor oluyor. Bir yandan gezilerimin keyfini çıkartmak isterken bir yandan da sosyal medyayla uğraştığım için içerik çıkartmak zorundayım. Gezerken akşam 10-11’de uyuyakalıyorum bazen. Fedakarlık yapıp günlerce uykusuz, aç kaldığımı bilirim. Tabi tüm bu fedakarlığa değiyor. Gördüğüm bir manzara, tanıştığım bir insan, yaşadığım bir olay yaşadığım zorlukları, problemleri unutturuyor. Yolda olmanın keyfi gerçekten çok başka 😊

Son olarak özellikle son dönemde sosyal medyanın da etkisiyle seyahat etmek isteyenlerin sayısı önemli ölçüde arttı. Yola çıkmakla ilgili çekinceleri olanların sayısı da bir hayli fazla. Yol için adım atmak isteyen okuyucularımıza verebileceğin tavsiyelerin var mı?

Evet evet, çok fazla arttı. Bu güzel bir şey ama kötü yanı da fazla çünkü bilinçsizce hareket edenlerin sayısı da arttı. Doğaya gün geçtikçe daha çok zarar veriyoruz, katlediyoruz. Her yer çöp oldu. Ülkemizde seyahat, doğa konusunda gerçekten cennet vatanı. O yüzden değerini bilmek gerek. Yol ve seyahat kavramının kolay bir şey olmadığını söylemiştik. Konfor alanından biraz uzaklaşılıyor, fedakarlık yapılması gerekiyor. Bunu bilerek yola çıkacaklara veya kamp hayatına adım atacak insanlar ilk tavsiyem tek başına değil de bu tecrübeyi iyi bir ekiple deneyimlesinler. Hem çok keyif alırlar hem de birçok şeyi doğru bir şekilde öğrenme şansı bulurlar.

İkinci önerim ise iyi araştırma yapmaları. Ne istediğine karar vermeleri gerekiyor. Nereye gitmeliyim değil de neyi seviyorum, neye ilgim var sorusunun cevabına göre hareket edilmeli. Ayrıca doğru ekipman da çok önemli. Birçok arkadaşımız yanlış ekipmanlarla yanlış yerlere gittiği için ya da yanlış yerlerde kamp yaptığı için seyahat /kamp hayatına adım atamadan soğudu. Ayakkabı, çanta, çadır ve uyku tulumu en önemli seyahat ekipmanlarıdır o yüzden kalitesine çok önem verilmeli. Tüm bu öneriler haricinde yola çıkmaktan korkmayın, daha doğrusu korkmaktan korkmayın. Yollarda, doğada bizleri bekleyen o kadar çok güzellik var ki, biz adım attıkça onlar bize gelecek. İnandıktan ve çabaladıktan sonra doğru zamanda her şey mümkün, bu kesinlikle unutulmamalı.

 

Batın Özen ‘in Sosyal Medya Hesapları:

Daha fazla röportaja buradan ulaşabilirsiniz…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz