Binbir Kilise: Karaman’da Tarihin İzinde

0
Binbir Kilise bölgesinin eşsiz manzarası

Çin’de ortaya çıkan çıplak gözle göremediğimiz ve adına virüs dediğimiz bir canlı dünyadaki bütün hayatı alt üst etti. Anadolu’da sürekli evde oturanlar için ‘iki insan yüzü gör, çık da kendine gel’ diye bir deyim vardı, virüs bu deyimi de aldı götürdü. Şimdi insanlardan, kalabalıklardan kaçıyoruz. Biri bize yaklaşsa adeta sapık muamelesi yapıp uzaklaşıyoruz. Hafif bir gülümsemelerle bile iletişim kurabilirken maskeler mimiklerimizi de saklar oldu. Sarılıp minnettarlığımızı gösterirken uzaktan uzaktan el sallar olduk. Tabi bu safhaya gelene kadar aylarca evimize hapsolduk. Psikolojilerimizin ne hale geldiğini konuşmak istersek terapistte soluğu alırız gibime geliyor. Terapiste gitmemek adına, insanlardan uzak muhteşem ova manzarasıyla bir süreliğine de olsa günlük stresimizden uzaklaştıracak bir mekândan bahsedeceğim sizlere; Karaman / Karadağ / Binbir Kilise. Öncelikle bölgenin tarihine şöyle bir bakalım neymiş.

Binbir Kilise içinde gezilecek kiliseler

Binbir Kilise Tarihi Hakkında

Bölge çok sayıda kilise ve manastırı içinde barındırdığı için adına Binbir Kilise denmiş. Önemli bir bölümü mezar yapılarından oluşan alanda, çok sayıda kilise, manastır, anıt, mezar ve tarihi yapılar bulunuyor. Kilisenin yoğun olarak bulunduğu bölgenin birkaç kilometre uzağındaki Madenşehir köyünde daha önce İç Anadolu bölgesinde görülmeyen ’Piramit Anıt Mezar’ ortaya çıkarılmış. Bu köyün civarında da zaten kilise ve birçok kalıntıyla karşılaşıyorsunuz. Tarihin her döneminde burada yaşayan medeniyetler dağın nimetleriyle yetinmesini bilmişler. Her yapıda dağın taşını, kumunu kullanmışlar. Bu, bugün bile böyle.

Buradaki köylere baktığınızda evlerle tarihi kalıntıları birbiriyle karıştırabilirsiniz. Yerleşim yerleri kendine has, otantik durumda. Sanki tarih sayfasında yaşam devam ediyor gibi. İnsanlar doğaya zarar vermeden yaşamış. Dışarıdan bir etkilenme olmamış. Sorunları hep kendilerine has çözümlerle çözmüşler. Bazı kaynaklarda Barata Antik Kenti olarak geçse de antik dönemdeki adı henüz bilinmiyor. Hitit metinlerinde adı geçen Barmeta yerleşim yeri, antik Yunan kaynaklarından ve nümizmatik bulgulardan bilinen Barata ile özdeşleşmiş ve Madenşehri köyüne yerleştirilmiş.

Binbir Kilise manzaralarından bir kare

Önemli Bir Dini Merkez: Binbir Kilise

Barata (Madenşehri) Konya’yı (İkonion) Ereğli’ye (Herakleia) bağlayan antik yol il Bor’dan Kemerhisar’a giden yol üzerinde önemli bir konuma sahipti. Yapılan incelemeler sonucu Hitit, Roma, Erken Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’dan izlere rastlanılmış. Karadağ’ın eteklerinde yer alan Binbir Kilise’nin, Bizans döneminde bölgenin en önemli dini merkezi haline geldiği biliniyor. Hititler döneminde de kutsal kabul edilen bölge, geç antik dönemde Avrupa’dan Kudüs’e giden Hristiyan hacıların uğrayarak buradaki azizleri ziyaret ettiği bir yer ve geç antik dönemin en önemli üç merkezi arasında gösteriliyor. Karadağ’ın kuzeyinden geçen bir başka antik yol, Barata, Çoğlu, Akşehir ve Kaleköy üzerinden Sidemar’a (Ambarköy) ulaşıyor. Bu yol ağı, Binbir Kilise büyük bir dini merkez olduktan sonra daha da önem kazanmış.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Karadağ’ın hemen her yerinde dini yapıların yanı sıra askeri ve sivil yapı kalıntılarına da rastlamak mümkün görünüyor.   Barata, Roma İmparatorluk döneminde Lykaonia Birliği’nin sikke basma hakkına sahip kentlerinden biri imiş. M.S. 161-169 arasına tarihlenen Marcus Aurelius ve Luciusverus adına ve M.S. 244-249 yıllarından PhilipII adına Barata basımlı sikkeler biliniyor. Barata kenti M.S. 325 yılı İznin Konsülünde bir Metropolis olarak kayıtlara geçmiş. M.S. 451 yılı Khalkedon Konsülünde, bizzat toplantıda bulunmadığı için Baratalı rahip Eugenios’un yerine İkonion imza atmış, Barata kenti M.S. 536 yılındaki Konstantinopolis konseyinde ve ayrıca 680-681, 692 ile 879-880 yıllarındaki Konstantinopolis Konsüllerinde yer almış. M.S. 680-681 Konsülünde Baratalı rahip Konstantin, İkonion metropoliti tarafından temsil edilmiş.

Araştırmacılar; Helenistik Dönem’den Bizans Dönemi’ne kadar kalıntılar barındıran Madenşehri için ‘’aşağı şehir’’, yoğun Bizans Kilisesi kalıntıları bulunan Değle için de ‘’yukarı şehir’’ tanımlamalarını kullanmışlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koruması altındaki Değle antik yerleşim yerinde 5 bazilika planlı kilise, 1 piskoposluk sarayı, 1 manastır, 6 şapel, din görevlileri ve hizmetkarların yaşadığı çok sayıda konut kalıntısına sahiptir. Ayrıca Bizans Dönemi’nde yeniden kullanılmış olan Geç Roma Dönemi’nden Khamasorion tipi mezarlar ve birkaç ahit kapağı ve tepenin doğu yamacında kesme taşla inşa edilmiş kırma çatılı oda mezarları yer almaktadır.

Binbir Kilise bölgesi geçtiğimiz yüzyıla kadar ayaktaymış

Binbir Kilise Yakın Tarihi

Madenşehri ören yerinde; 14 kilise, 6 şapel, 3 bina kalıntısı, 1 mausoleum, 1 exedra, lahitlerinden oluşan nekropolis alanı ve çok sayıda sarnıç bulunmaktadır. Binbir kilise kalıntıları arasındaki en büyük yapı köyün girişinde bulunan bazilika planlı kilisedir. Modern literatürde 1 numaralılara adlandırılan bu kilise M.S. 5.yy’da inşa edilmiş ve 9. yüzyılın sonundaki Arap akınlarına kadar aktif olarak kullanılmış. Bütün bu bilgilere ek olarak; İngiltere’de bulunan 1880’lere ait fotoğraf belgelerde bölgedeki kiliseler sağlam ve kullanılabilir halde olduğu görülüyor. Fakat 1905 yılına gelindiğinde yapıların yıkıldığı belirleniyor. Tespitlere göre yapılar savaşta, saldırıda insan yordamıyla değil doğal afetle; depremle yıkılıyor. Şimdilerde ise yapılar çökmeye devam ediyor.

Cemay Ağrulu Instagram hesabı: @yineastikyollari

 Ne Zaman, Nasıl Gidelim?

Sevgili gezgin ruhlu arkadaşlar paşa gönlünüz ne zaman isterse telefonunuzdan navigasyonunuza konumu bildirin rotanızı oluşturun ve gidin 🙂 Yok yok öyle yapmayın, yani yapın da körü körüne yapmayın 🙂 Şimdiiii biz soğuğu da seviyoruz. Kahvemizi taze taze öğütüp dışardaki soğuğu düşünmeden içimizi kahveyle ve manzaranın güzelliğiyle ısıtmayı ayrıca seviyoruz. O yüzden bize mevsim fark etmiyor. Ayrıca soğuk sebebiyle de kimse gitmediği için sadece biz oluyoruz ya da birkaç kişi daha. Orası bir tepe olduğu için yazın bile estiğini belirtmekte fayda var. Kışın ise hava sisli olabiliyor; bu da araçla giderken sorun olabiliyor, sonuçta ören yeri, yollar duble olmadığından, birazcık güçlü bir araçla gitmeniz sizi rahat ettirecektir.  Kış olduğunda tabi soğuk zorlayacaktır mutlaka.

Dümdüz bir ovadaki tepenin başına kurulmuş bir mekan olduğundan hangi yandan baksanız Mezopotamya gibi manzaraya çıkıyor yolunuz. Manzara izlemenin bir insanı neden rahatlattığını psikologlar bilimsel yolla açıklayadursunlar; bizim ruhumuz o sonsuz manzarayla sıkıştığı şehir hayatının koşturmacasından, kafesten uçup giden bir kuş gibi kanatlanıyor, her bir çırpınışında özgürleşiyor. Zaten tarihi dini mekanlara baktığımızda genellikle zirvelerde kurulduğunu fark ediyoruz. Bunun sebeplerinden birinin de doğayla bütünleşmek istemelerine bağlıyoruz. Tinsel doyumlarını bu manzarayla da desteklemişler sanki.  Siz de kendinize böyle kısa bir mola vermek için Konya-Adana yolu üzerinden geliyorsanız; yol üzerinden içeriye doğru 25-30 km giderek ulaşabilirsiniz. Konya merkeze ise 100 km kadar yol kat etmeniz gerekiyor.

Kısa bir yürüyüş ve kahve molası için ideal kısa gezilerinizden biri olacaktır. Biz gitmeden önce orada yılkı atlarının da olduğunu duyduk, fotoğraflarını gördük ama canlısını göremedik. Belki siz iyi kalpli bir gezgin olursanız atları da görebilirsiniz. 🙂 Yazdığım tarihi bilgileri atlamadan okuduysanız, bu seyahatinizi hem öğretici hem dinlendirici amaçlarla sağlayabilirsiniz. Veya da ayırdığınız zamanı Mezopotomya’variiii bir manzarada yaşadığınızı düşünerek kanatlandığınız vakitler ekleyebilirsiniz ömrünüze 🙂

Cemay Ağrulu’nun tüm yazılarını okumak için tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz