Dionysos’un Şehri; Nysa Antik Kenti

3

Koşarak kaçarken çalı ve dikenlerin kanattığı ayaklarından sızan kanlar o an canını yakmıyordu, Semele’nin arkasına bakmaya cesareti yoktu. Hera adeta çıldırmıştı. Çığlıkları kulakları sağır edercesine yankılanıyordu gökyüzünde zavallı Semele’nin… Hera büründüğü yılan kılığından çıkıverdi ve hemen karşıda belirdi yaşlı anaç tavrıyla.

“-Ah zavallı evladım ne oldu sana”

dedi.

Semele arkasına bakıp;

“-Yılan, kocaman bir yılan vardı kayboldu birden.”

dedi olup bitenden habersiz…

Hera kabullenemiyordu Zeus’un kendisini bu ölümlüyle aldatmasını; üstelik de bir bu yasak aşkın meyvesini karnında taşıyordu ölümlü Semele.

Kandırmıştı genç Semele’yi sonunda binbir oyunla Hera. Zeus seni sevseydi yüzünü gösterirdi sana, karşına bambaşka bir kılıkta çıkmazdı diye diye. Semele inanmıştı ve Zeus’a sitemlerle isyan etmişti neden gerçek yüzünü bana göstermiyorsun diye. Zeus ona yüzünü gösterecekti artık. Tanrı sıfatıyla bütün heybetiyle Semele’nin karşısında belirince Zeus, Semele oracıkta alev alev yandı dayanamayıp Zeus’un ışığına.

“Death of Semele”, Peter Paul Rubens, 1640’dan önce (veritasdixi.blogspot.com)

Zeus çaresizce çocuğunu çekip aldı Semele’nin karnından ve derhal baldırını yarıp içine yerleştirdi. Üç ay sonra dünyaya geldi Dionysos annesi ölümlü Semele ve babası  Zeus’tan olma 12 Tanrıdan biri olarak Olympos Dağında yerini aldı.

Hera’nın gözlerinden adeta kıvılcım çıkıyordu çünkü yetmemişti Semele’nin ölmesi Dionysos olmamalıydı orada.

Dionysos’un gençliği, Adolphe Bouguereau (wikipedia.org)

Zeus çaresiz oğlunu Nysa dağındaki orman perilerine teslim etmek için Hermes’e vermeliydi,  tabi öncesinde Dionysos’u bir oğlağa çevirerek, Oğlak suretinde mutlu mesut büyürken Dionysos Nysa Dağında, Hera oklarını çoktan çevirmişti Nysa’ya…

Bir avcı kılığına bürünerek yayını germiş ve  hedefindeki Dionysos’a nefretle bakarken salıvermişti oku….

Nysa Antik Kenti
Dionysos

Kan ter içinde gözlerini açar Strabon, gördüğü rüyanın etkisinden uzun süre kurtulamaz göz alabildiğince uzanan Nysa’ya bakar.

Defalarca gördüğü aynı rüya aklında iyice yer etmiştir.

Evinden çıkan Strabon, önce vadinin altında bulunan köprülere doğru gider dalgın dalgın suyun akışını izler; sonra usulca tiyatroya doğru ilerler sahnenin hemen altındaki kabartmalara dokunur Dionysos tasvirlerini, asma dallarını dünyadaki en değerleri mücevherler gibi okşar…

Zavallı Semele der içinden. Aşk denilen duygunun ne derece güçlü olduğunu anımsar. Hera’nın kıskançlığını düşünür asma yaprakları ve Dionysos kabartmalarına dokunurken…

Şarap Tanrısı Dionysos’un Nysa kentinde adım attığı, etrafındakilere kadehlerce şarap dağıttığını hayal eder bir kez daha. Gymnasium’un önünden geçerken kulağına içerdeki öğrencilerin meraklı soruları çalınır birden “ tüm varlıkların amacı evrene hizmet etmek iken evrenin varlık amacı nedir o zaman “  bu Apollonios’tan başkası olamaz diye geçirir içinden gülümseyerek. Apollonios’un felsefe konusunda çok başarılı olduğunu düşünür, onunla geçen sohbetlerini anımsayarak. Bu arada çoktaan gelmiş olduğunu farkeder kütüphanenin kapısına.

Nysa Antik Kenti
Coğrafyacı Strabon

Dionysos’a dair okuyacağı çok şey olduğunu düşünerek raflardaki kitaplara göz atmaya başlar…

Yüzlerce yıl önce tüm bunların yaşandığı yerdir işte Nysa Antik Kenti.. Aydın’ın Sultanhisar beldesinde bir dağın yamacında nazlı nazlı süzülür bu günlerde. Sizler ister Şarap Tanrısı Dionysos’u hayal edin o güzel kabartmalara bakarken, ister Anadoluda ilk gezgin ve coğrafyacı Strabon’un eğitim aldığı Gymnasium önünde kapatın gözlerinizi ve kulak verin içerdeki derse ya da biraz ilerideki  (Celcus Kütüphanesinden sonra en iyi korunmuş kütüphane) kütüphanenin zamana direnen duvarlarındaki rafları bir dönem dolduran o muhteşem kitapları düşünün… Ama muhakkak gidin ve görün bunca şeye tanıklık eden Nysa Antik Kentini.

Sevgiyle kalın ve fırsatlar yaratın seyahat etmek için.

Nysa Antik Kenti
(sultanhisar.bel.tr)

Tanrılar da yargılanır! yazısını okumak için tıklayın

Önceki İçerikTibet’in Gençlik Pınarı
Sonraki İçerikVenedik Gondolları
Selamlar sevgili seyahat severler. Ben Münevver Sunar,13 yıldır profesyonel iş hayatında eğitimcilik yapıyorum. Hayatın fırsat yaratmak ve yakalamak sarmalında akıp gittiğine inananlardanım. Seyahat etmeyi hep çok sevdim ve özel ilgi alanım antik kentler diyebilirim. Tarihe ve yaşanmışlıklara bağlılığım sonsuz... Yola her çıkışımızda içimden Romalılar, Likyalılar, Karyalılar geçiyor. Bir sütunda göz kırpan Dionysos'u hayal ediyorum ya da Titus Tünelinde kayalara çarpan demirin sesi çınlıyor kulaklarımda... Zaman ve mekanda yolculuk muhteşem... Tabi bu işin mutfağında yalnız değilim, yol arkadaşım ve hayat arkadaşım Mimar Bey yani Ertaç Emre Sunar ile birlikte hazırlıyoruz her şeyi. Tüm rotalarımızı aşkla ve heyecanla çiziyoruz. Ortaya çıkan şeyi keyifle izliyoruz sonra. Gezgin Gazetesi ailesi de bu yolda en büyük şansımız oldu diyebiliriz. Hayat dolu ve hayata dair binbir renkle dolu bu ailede olmak harika bir duygu. Fırsatlar yaratın ve yola çıkın, sevgiler...

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz