Domaniç: Renklerin Binbir Tonu

0
Domaniç Ormanları kapak

Hiç yolunuz Domaniç’e düştü mü bilmem ama benden size tavsiye yolunuzu mutlaka bir gün düşürün. Bahar aylarında giderseniz yeşilin binbir tonuna ev sahipliği yaparken Domaniç, sonbahar da ise tam anlamıyla bir görsel şölen sunuyor biz doğa severlere yine binbir rengiyle.

Kütahya’nın ilçesi olan Domaniç dağlar ve ormanlarla kaplı bir coğrafya. Çam ve kayın ağaçlarından oluşan ormanları, her mevsim ruhunuza dinginlik verecek türden.  Domaniç’in ormanları çam ve kayın ağaçlarından ibaret değil elbette. Belki daha önce duyanlar vardır. Dünyada sadece Domaniç’te bulunan 40 kadar bitki türüne de ev sahipliği yapıyor Domaniç ormanları. Eğer bitkilere ilginiz varsa ya da benim gibi biyologsanız sırf bu bilgi bile Domaniç’e yolunuzu düşürmenize sebep bence. Domaniç doğasıyla olduğu kadar tarihi ile de önemli bir yere sahip esasında. Osmanlı’nın temelleri Domaniç, Söğüt ve çevresinde atılmış ne de olsa. Ama ben tarihinden değil şimdilik sadece doğasından bahsedeceğim.

Domaniç dağları
Evrim Ertekin Ergün Instagram hesabı: evrimertekin

Domaniç yoluna girdiğinizde daha ilk etapta çeşit çeşit renklerle bezeli, kartpostallık manzaralar karşılayacak sizi. Evet ciddiyim daha Bursa sınırından bile ayrılmadan tüm güzelliğini sunmaya başladı bize Domaniç’in eşsiz ormanları. İşte bu anda hazırlıklı olun çünkü mutluluktan havalara uçabilirsiniz. Ya da benim gibi sevinç çığlıklarınız yankılanabilir yollarda. Bir doğa aşığını daha fazla ne mutlu edebilir ki zaten, değil mi?

Domaniç yolunda ilerlerken neredeyse her noktada durup fotoğraf çeke çeke devam ettik yolumuza.  Ve sonra kendimize öyle harika bir yer bulduk ki. Buralarda size kimsenin olmadığından bahsetmem gerek. Çünkü öyle büyük bir habitat ki herkese yetecek kadar yer var. Tabii doğaya zarar vermediğiniz sürece.

Domaniç Ormanlarının Binbir Rengi

Oksijen Deposu Domaniç

Arabamızı park edip bir dere kenarına, kayın ağaçlarını altına masamızı kurduk. Sadece biz ve doğa. Bol oksijen iştahımızı açarken, ormanda cıvıldaşan kuşlar ruhumuzu şenlendirdi. Üstüne bir de şırıl şırıl akan o derenin sesi. Hani derler ya paranın satın alamayacağı şeyler vardır diye. Dünyada hangi materyal verebilir bana o gün orada yaşadığım hissi? Bence bunun cevabı çok belli.

Kahvaltımız bitince de renkli yapraklar üzerinde yürüyüşe çıktık ormanın derinliklerine doğru.  Bir örtü misali serilmişti yapraklar. Sarı, kırmızı, turuncu, kahverengi… Adeta bir renk cümbüşünün içinde yürümek gibi.  Boşuna demiyorum binbir renk Domaniç diye. Peki, yürürken yaprakların ayaklarınızın altındaki hışırtısına ne demeli? Ey doğa her şeyin mi bu kadar güzel olur. Sen benim için ne büyük bir tutkusun bir bilsen. İşte ben bu düşüncelerle, hislerle yürürken ormanda birden sarı yapraklar gökyüzünden süzülerek üstüme düştü teker teker. Doğanın bana hoş geldin deme şekliydi bu. İçimde tarifsiz bir huşu ile bağırdım o an teşekkür ederim diye. Teşekkür ederim doğa bana yaşattığın tüm bu hisler için. Kimileri buna alt tarafı sonbahar diyor olabilir. Ama hayır benim için bu baharın ne sonla ne de hüzünle bir ilgisi var. Onun adı mu-ci-ze. Çünkü başka bir isim yakışmaz böylesine bir güzelliğe…

Yuvacık: Sanayinin Şehrinde Doğanın Mucizesi yazısını okumak için tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz