Gezgin Sohbetleri’nde Konuğumuz Elif Öztürk

0

Gezgin Sohbetleri’nde bu ay konuğum Elif Öztürk. Kendisini doğada bulmuş, her fırsatta doğada olmanın planlarını yapan, doğayla iç içe bir kadın… Bu yönüyle özel ve harika bir ilham kaynağı. Aynı zamanda Elif Öztürk, Doğa Kadınları organizasyonunun kurucusu. Kadının doğada var olmakla ilgili çekincelerini aşabilmek adına etkinlikler organize ederek özel örnekler yaratıyor.

Geçtiğimiz Mart ayında ikincisi gerçekleşen Doğa Kadınları Kampı çalışmaları sırasında tanışma fırsatı buldum Elif’le… Hikayesine ve çalışmalarına yakından tanıklık ettiğim için rahatlıkla söyleyebilirim ki şu karantina günlerinin sonunda yeni etkinlikleri ve yolculuklarıyla güzel işler yapmaya, ilham olmaya fazlasıyla devam edecek. Ben, bu keyifli sohbet için kendisine çok teşekkür ediyorum. Size de Elif’i ve kurucusu olduğu Doğa Kadınları’nı muhakkak takibe almanızı öneriyorum.

Doğa Kadınları İnstagram sayfasını takip etmek için tıklayın

Elif Öztürk İnstagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz…

Elif Öztürk ile Doğa ve Doğa Kadınları Üzerine Yaptığımız Sohbetin Detayları;

  • Gezgin Gazetesi sayfalarına hoş geldin Elif. Okuyucularımızın seni daha yakından tanımasını istiyorum. Kendinden biraz bahseder misin? Elif Öztürk kimdir, ne iş yapar, nerede yaşar?

31 yaşında, İstanbul doğumlu ve İstanbul’da yaşayan, aslen Trakyalı bir kadındır Elif Öztürk. (Trakyalı olmayı çok seviyorum. O yüzden belirtmek hoşuma gidiyor. :)) )  Annemin merhametli ve bir o kadar da hırçın kızıymışım. Kendisi beni bu şekilde tanımlıyor. 2012 yılında Üniversiteden mezun olduğumdan bu yana özel bir firmada Muhasebeci olarak çalışmaktayım. İş hayatından fırsat buldukça, imkanlarımı ve özellikle zamanımı organize edip, keyif aldığım veya keşfetmek istediğim yerlerde, doğada bulunmaya çalışıyorum.

  • İlk buradan başlayalım, doğayla ne zaman tanıştın.

Doğa ile tanışıklığım elbette kendimi bildim bileli var. Ancak doğa ile samimiyetim 2000’li yılların başındaki büyük festivallerde, çadırda kalmayı deneyimlememle oldu. Çadırda kalmanın doğada daha fazla zaman geçirmemi kolaylaştıracağını fark etmemle, doğa ile birlikte olmaya, daha fazla zaman ayırmaya başladım.
Doğayla tanışmaktansa, tutku haline gelmesi ise karavan hayatına atılan bir adım sonrasında gelişti. Karavanla yolda olmak, doğada uyanmak inanılmaz keyifli bir deneyim. Bir süre sonra bu durumun bir ihtiyaç, bir tutku haline geldiğini hissediyorsunuz. Tabi ki geçmişte edinmiş olduğum, konfor alanı dışına çıkabilme alışkanlığımın büyük artısı var.

  • Bize doğada var olmak ile ilgili ne söylemek istersin. Sende uyandırdığı hisleri özetleyecek olursan doğayla etkileşiminden nasıl bir çıkarım yaparsın.

Nietzsche şöyle demiş: “Doğayla baş başayken kendimizi öylesine rahat ve keyifli duymamızın nedeni, doğanın bizim hakkımızda bir görüşü olmayışıdır.”
Tam olarak hislerimi ifade eden açıklama aslında bu. Doğada herkes kendi halinde, kendi içinde… Tabii ben de öyleyim. Kendin olabilme, doğal olabilme fırsatını sunuyor doğa.

  • Doğada nasıl zaman geçiriyorsun. Neler yapıyorsun biraz da buna değinelim.

Doğada nasıl zaman geçirdiğimi pek sorguladığım söylenemez. Bir şekilde zaman geçirmek, orada bulunmak beni mutlu ediyor. Belki klasik olacak ama doğada yürüyüş yapmak gündelik hayatta edindiğim stres seviyemi düşürüyor. Daha pozitif düşünmemi sağladığını hissedebiliyorum. Bir başka örnek olarak doğadaki sahneleri izliyorum mesela. Oturup o sahneleri dakikalarca izleyebiliyorum. Bunun yanında bu sahneleri ölümsüzleştirmek için fotoğraf çekmek de vazgeçilmezim elbette 🙂

  • Doğada başına gelen unutamadığın, ilginç, farklı bir olay yaşadın mı? Paylaşmak ister misin bizimle?

Gökçeada’da gece, kamp yapmak üzere Uğurlu Köyü’ne ilerlerken sayısını bilmediğim bir sürü yabani hayvanla karşılaşmam, geçtiğimiz yaz Huser Yaylası’nda kamptayken meteor yağmuruna denk gelmem, Kuşadası Dilek Yarımadası Millipark’ında domuzların insanlardan kaçmaması, aksine onlarla iç içe, bir arada bulunmak… Farklı olarak nitelendiremem ama benim için etkileyici ve heyecan verici olan bunlar gibi unutamadığım çok fazla anım var.

  • Doğa Kadınları’nın kurucusu olarak çok değerli bir iş yapıyorsun. Bize biraz Doğa Kadınları’ndan bahsetmek ister misin?

Doğa Kadınları’ndan önce hem erkek hem kadın katılımcıların bulunduğu etkinliklerimiz oldu. Bu etkinliklere de gelen, çok yakın çevremdeki kadın arkadaşlarımın dahi birtakım konularda ön yargıları olduğunu fark ettim. Yanımızda bir erkek olmadan doğada kalma konusunda çekinceler, çadır kuramama ya da ateş yakamama düşüncesi gibi gibi… Tam olarak bunu fark edince, sadece kadın katılımcıların olduğu bir etkinlik düzenlemeyi istedim.

O dönemde, bu şekilde bir hayali/isteği olan bir arkadaşım ile tanıştım ve 2019 Mart Ayında birlikte bir ‘Kadın Kadına Doğa Kampı’ düzenledik. Katılım konusunda tedirginliklerimiz vardı. Çünkü karşımızda tedirginlikleri, çekinceleri olan bir kitle mevcuttu. Fakat tam 111 Kadın ile inanılmaz keyifli bir hafta sonu geçirdik. İlk defa kamp yapmaya gelen, ilk defa tek başına yola çıkan çok fazla kişi vardı ve hepsi kampın 2. akşamı kendi ateşlerini yakmış, yemeklerini pişiriyorlardı. 🙂 İşte bu etkinliğin üzerine ‘Doğa Kadınları’nı kurmaya ve kadın kadına daha fazla etkinliğe öncülük etmeye karar verdim. Aldığım geri dönüşler neticesinde diyorum ki; iyi ki de böyle bir adım atmışım.

  • Mart ayının ilk haftasında Şile’de çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdiniz. Gezgin Gazetesi olarak yakinen takip etmekten, hatta ucundan kıyısından bir parçası olmaktan dolayı çok mutlu olduk. Biraz etkinlikten bahsetmek ister misin? Nasıl geçti “Doğa Kadınları Kampı”? Neler yaptınız?

Evet, bu konudaki desteğiniz için ayrıca teşekkür ederim. 🙂
Bu yıl 2.si gerçekleşen Doğa Kadınları Kampı’nda 114 kişiydik. 3 gün süren etkinliğin ilk gününü tanışma ve kaynaşmaya ayırdık. Diğer iki gün ise eğitim ve eğlenceli aktiviteler ile geçti. Temel Kampçılık Eğitimi ile kamp yapmanın püf noktalarını dinleyip, ekipmanlar hakkında bilgi edindik. Okçuluk sporunu deneyimledik. (Sonu gelmeyen bir ok atma sıramız vardı, ilgi büyüktü ) Cumartesi ve Pazar sabahı, güne deniz kıyısında yoga yaparak başladık. İşaret Dili Eğitimimiz vardı. Hem bilgi edinme hem de pratik yapma fırsatına sahip olduk.  Ve oldukça yoğun bir katılımla, harika geçen zumba etkinliğimiz… Sayabildiğim kadarı ile 60 kadın sıraya girmiş zumba için eğitmen arkadaşımız Sibel’i bekliyordu. Gördüğümde ben bile heyecanlandım.  Bir de bunların yanı sıra, ihtiyacı olan okullara bağışlanmak üzere kitap topladığımız bir standımız vardı. Herkese Eğitim Platformu aracılığı ile yardımlarımızı da yapmış olduk.

Şanslıyız ki hava gerçekten çok güzeldi. Özetlemem gerekirse; eğlenceli geçen ateş başı sohbetleri, etkinliklerin dolu dolu olması ve katılımcıların uyumu ile inanılmaz keyifli ve güzel geçen bir etkinlik oldu. Sağlık sorunları sebebiyle şahsen cumartesi akşamı etkinlikten ayrılmak durumunda kaldım. Organizasyonun aksamadan program dahilinde ilerlemesini sağlayan, desteğini esirgemeyen Sibel Çule’ye, anlayış ve hassasiyetleri için de tüm katılımcılara yeri gelmişken buradan da teşekkürlerimi iletmek isterim.

Geçtiğimiz Mart ayında gerçekleşen Doğa Kadınları Kampı ile ilgili yaptığımız etkinlik haberine ulaşmak için tıklayın

  • Doğaya çıkmakla ilgili endişeleri olan, çekinen insanlara neler söylemek istersin?

Korkularının üzerine gitsinler. Endişelerinin, çekincelerinin kaybolduğunu, kendileri deneyimleyerek öğrenecekler aslında. İçinde bulunduğumuz süreç de bize gösterdi ki; doğa bize değil, biz doğaya zarar veriyoruz.

  • Doğada kamp yapacaklara tavsiyelerini öğrenmek istesek?

İlk defa kamp yapacaklar için ıssız olmayan alanları ya da camping tesislerini tercih etmelerini öneririm. Kamp yapacakları yerin çevresini, ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkanlar olup olmadığını araştırmaları, bir ihtiyaç listesi hazırlamaları büyük fayda sağlar. Bir de tecrübesi olan arkadaşları ile kamp yapmaları, çadır nereye ve nasıl kurulacak, ateş nasıl yakılacak gibi pek çok konuyu kolaylaştırır. Bu durum hem kendilerini güvende hissettirecek hem de gözlemleme öğrenme olanağı sunacaktır. Tabii hepsinden önemlisi ekipman… Bu konuda deneyimlerini, bilgilerini aktarmış kişilerin yol gösterici, oldukça faydalı yazıları mevcut. İyi bir araştırma yapıp öncelikle kendileri için uygun olan ekipmanları temin etmeleri önemli. Zira yanlış ekipman kullanımı tüm keyfi kaçırabiliyor.

  • Son olarak malum zor bir dönemden geçiyoruz evlerde kalmamız gerekiyor. Ancak bu süreç geçecek ve biz doğaya yeniden koşacağız. Tüm sıkıntılar bittiğinde Doğa Kadınları olarak planladığınız, düşündüğünüz etkinlikler var mı? Bizi bekleyen organizasyonlar ile ilgili ne söylemek istersin.

Daha önceki iki etkinlikte bungalov, ağaç ev gibi çeşitli konaklama seçenekleri vardı. Çadırda kalma konusunda tedirginlik yaşayan ama aynı zamanda doğa ile iç içe olmaktan keyif alanların tercih ettiği…  Bu gibi seçenekler olunca kolaya kaçıyorlar. Merak ediyorlar ama çekincelerinin üzerine gitmiyorlar. Bir sonraki etkinlik için bu seçenekleri kaldırmayı düşünüyorum. Şu zorlu dönemin içinde olmasaydık, Mayıs Ayı için böyle bir planlamam vardı. Önümüzdeki günler ne gösterecek, süreç nasıl ilerleyecek hiçbirimiz bilmiyoruz. Bu sıkıntıları atlattığımızda sanırım hepimiz kendimizi doğaya atacağız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz