Gezgin Sohbetleri’nin İlk Konuğu; Nazlı Gürkaş

0

Gezgin Sohbetleri’nde ilk konuğum Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan kitabının yazarı Nazlı Gürkaş oldu. Nazlı Gürkaş, ruhunu seyahatlerinden besleyen çok yönlü bir gezgin. Hem bir ekolojik yaşam neferi hem de çocuklarla çalışan bir gönüllü eğitmen. İyi bir okur ve tabii ki de iyi bir yazar.

Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan kitabını bitirdikten hemen sonra bende yarattığı ilk etki Yunanistan’a bir bilet bakmak olmuştu. Ancak, kitapta bulacağınız tek şey Yunanistan olmayacak. Aynı zamanda bir gezginin yolun akışına bıraktığı serüveninde başına gelen tatlı güzel anıları, tecrübeleri ve hatta kazandığı dostlukları da bulacaksınız. Yani yolda olmanın en görkemli yanını. Kitap ile ilgili değerlendirmelerim başka bir yazının konusu olacak ancak o yazı yazılana kadar samimi özgür ve ruhu olan bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Gelelim Nazlı Gürkaş ile yaptığımız sohbete;

  • Öncelikle Gezgin Gazetesi sayfalarına hoş geldin Nazlı. Okuyucularımızın seni daha yakından tanımasını istiyorum. Kendinden biraz bahseder misin? Nazlı Gürkaş kimdir, ne iş yapar, nerede yaşar?

Merhaba! İnsanın kendisini tanımlaması hiç kolay değildir ya, en zor sorudan başladık. Nazlı Gürkaş bir çocuk kitapları çevirmeni, edebiyat telif hakları yöneticisi ve gönüllü ekoloji eğitmeni. İstanbul’da tüm bu işlerle bir arada uğraştığım bol koşturmalı bir hayatı yaşıyorum.

  • Seyahatlerinle ilgili ne söylemek istersin. Seni etkileyen yolculukların nerelere oldu. Bu seyahatler sırasında başına gelen muhakkak unutamadığın şeyler de olmuştur. Ayrıca aklında kalan, etkilendiğin bir anından bahsetmek ister misin?

Seyahat tutkusu kanıma girdiğinde henüz çok küçüktüm. Dokuz yaşındayken ailemle birlikte karavan benzeri bir minibüsle yaptığımız on günlük Türkiye seyahati, sürekli yer değiştirmenin, farklı şeyler görmenin beni ne kadar heyecanlandırdığını fark etmemi sağladı. Kırklareli’den yola çıkıp Adrasan’a kadar tüm kıyı şeridini gezip dönüş yolunda da Pamukkale’ye uğramıştık. Babam bana bu turun öncesinde minik bir defter hediye edip gördüğüm, etkilendiğim her şeyi not almamı istemişti. O seyahatte ülkenin Ege- Akdeniz kıyı şeridinde görülmesi gereken birçok şeyi görmüş ve her şeyi çok renkli bir şekilde hafızama kaydetmişim; bunları şimdi geçmişe dönüp bakınca fark ediyorum. Meğerse seyahat tutkumun temelleri o karavan gezisinde atılmış, babamın verdiği minik defter de seyahat yazınına ilgimin başlangıcı olmuş. O günden sonra da sürekli yolda olma, keşfetme, öğrenme arzum katlanarak arttı.

  • Seninle ilgili yaptığım ön araştırmada karşıma çıkan önemsediğim şeylerden biri sosyal medya hesaplarında Seyahat Sanatı kullanıcı adını kullanıyor olman. Seyahat nasıl bir sanat, ne ifade ediyor? Seyahat Sanatı üzerine bize ne söylemek istersin.

Seyahat Sanatı, Alain de Button’un çok sevdiğim bir kitabının ismi. Seyahatlerimi sosyal medyada 2013’ten beri paylaşıyordum, ancak bu ismi kullanmaya başlamam 2014 ortalarını buldu. Kitabı okuduktan sonra seyahat ve sanat bağlantısı üzerine düşündüğüm birçok şey mantıklı bir zemine oturdu. Seyahati aslında hayatın birçok elementini kapsadığı için bu kadar çok sevdiğimi fark ettim. Gezdikçe resim sanatını daha yakından tanıyoruz, ülke edebiyatlarına merak salıyoruz, etnik müzikler sarıyor çevremizi. Birçok kişiyle tanışıp onların hikayelerine kulak veriyoruz, hatta onların yaşamlarının bir parçası haline geldiğimiz durumlar bile olabiliyor. Bu yaşantıları da anlamlandırmak, seyahatin bu farklı parçalarını bir sanat haline getirmek, kendimizce bir üretime çevirmek de bizim elimizde.

  • Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan kitabını keyifle okudum. Yunanistan üzerine bir gezi rehberi olmasından öte ilham veren, teşvik eden, seyahat etmenin bir anlamda felsefesini bir anlamda ruhunu aktardığın günlük tadında çok etkileyici bir kitap çıkmış ortaya. Bu kitabı yazma fikrinin nasıl oluştuğunu merak ediyorum. Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan kitabının serüveni hakkında ne söylemek istersin.

2010 yılında üniversiteden mezun olmama az bir zaman kala, yurtdışına gidip bir projede gönüllü çalışmak için araştırmalar yapmaya başladım. Okul yıllarım boyunca İtalyancaya merak sarmış ve bu dili öğrenmeye üç yılımı vermiştim. Ancak İtalya’ya yaptığım proje başvurularının hiçbirinden olumlu yanıt alamadım. Çünkü hayat beni daha da yakına, Yunanistan’a savurmak istiyormuş. Karşıma Selanik’teki bir tarım okulunda Türkçe öğretmenliği yapma fırsatı çıkınca bunu çok mutlu bir şekilde kabul ettim. Bir yıl boyunca öğretmenlik yaptığım okulda muhteşem deneyimler edindim. Öğrencilerim beni bambaşka köşelerdeki şehirlerine, köylerine davet ettiler, onlarla ülkenin normalde ayak basma ihtimalimin olmadığı birçok yerde bulunma fırsatı edinmiş oldum. Ailelerle yemekler yedim, hikayeler paylaştım, diziler izledim, güldüm, ağladım, bolca sarıldım. O yıl boyunca özel dersler de vererek gönüllüğün yanı sıra biraz da cep harçlığı kazanıp her kuruşumu daha çok gezmeye, daha çok kişi tanımaya, öğrenmeye ve mutlu olmaya harcadım. Tüm bunların sonunda da ortaya Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan kitabını dolduracak kadar çok yaşanmışlık çıktı.

Girit köy düğününden bir kare…
  • Kitabında ilgimi çeken şeylerden biri de çok fazla turistik bölgelerde dolaşıyor olmamamız. Gittiğin bir kentin arka sokaklarında da bulabiliyoruz kendimizi, Yunanistan’ın adını bile duymadığımız kentlerinde de. Kitabın bir ruhu var. Kitabında da aslında bahsettiğin Yunanistan serüveninin kitaba da ruhunu veren birkaç dönemeciyle ilgili bize biraz tüyo verebilir misin?

Evet, bunun nedeni hep yerel halkın arasına karışmam, onlar ne yapıyorsa, nasıl davranıyorsa benim de öyle yaşamamdı. İnsan bulunduğu ülkenin kültürünü ancak bu şekilde içselleştirebilir diye düşünüyorum. Kitaptaki dönemeçlerden birisi kesinlikle Girit hikayesi. Ülke hakkında pek bir şey bilmezken ve tek başıma Santorini’ye gitmeyi hedeflerken kendimi bir anda bir papaz, eşi ve üç çocuğunun peşine takılmış, gemiden Girit’te inmiş halde buldum. Kocaman bir köy düğününün tam ortasına düştüm, hem fotoğrafçı hem nedime oldum, ortak hiçbir dili konuşmamamıza rağmen köy halkının tümüyle kucaklaştım, dans ettim, yedim içtim ve bolca güldüm. Onlar ailem oldu, bana hayatımın en güzel macerasını hediye ettiler. Kitap bununla açılıyor ancak benzeri hikayelerle devam ediyor.

  • Kitabına bu kadar yoğunlaşmışken kitabın devamı gelecek mi sorusu merakımı cezbediyor. Yeni kitaplar ile bizleri buluşturmayı düşünüyor musun?

Evet, yazmaya devam ediyorum ancak seyahat türünde yazmaya bir süreliğine ara verdim. Kurgu konusunda kendimi deniyorum. Bakalım yol bize neler getirecek…

Farsala’da konuk olduğu evden bir kare…
  • Seyahat kültürü her geçen gün daha geniş kitlelere nüfus ediyor. Artık yola çıkmak birçok insanın önemli bir hayali. Seyahatin ruhunu fazlaca içine çekmiş bir gezgin olarak, yola çıkacak dostlarımıza neler tavsiye edersin.

Yola çıkmak için çok düşünmemek lazım derim ilk olarak. Kendisine ve yolun ruhuna inananların karşısına mutlaka harika hikayeler çıkıyor. Çok kontrolcü olmamak ve kendini akışa mutlulukla bırakabilmek işin püf noktası. Biz ne kadar her şeyi yönettiğimizi zannetsek de aslında bu mümkün olmuyor. Bu noktada da asıl güzellikler başlıyor. Bir şeyler yolunda gitmiyorsa bilin ki oradan harika bir hikâye çıkacak. Güzellikler rayından çıkan yollarda saklı!

  • Son olarak kitabın ve seyahatlerin dışında da içinde bulunduğun projeler olduğunu biliyorum. Nazlı, yazmak ve seyahat etmek dışında ne yapıyor biraz bahseder misin?

Hayatımın bu son dönemlerinde çok uzun süredir hayalini kurduğum dernek çalışmalarına ağırlık verdim. Tarlabaşı Toplum Merkezi’nde gönüllü eğitmen olarak çocuklarla çalışıyorum. Bir yandan da Yuva Derneği’nin ekolojik okuryazarlık programının gönüllü eğitmeniyim. Okumak, yazmak, seyahat etmek çok güzel ancak hayatla ilgili duyarlılıklarımızı belirleyip o alanlarda olumlu etki yaratabilmek de bir o kadar önemli. Bazen çok fazla şeyle aynı anda uğraşıp hiçbir şeye yetemediğimi düşündüğüm oluyor elbette. Kendimden birkaç tane kopyalatmayı ve her şeye yetişebilmeyi isterdim ancak olduğu kadarıyla da yetinmeyi öğrenmeye başladım. Hayat biz ona gülümsedikçe dolu dizgin akıyor, biz de onun uyumlu bir parçası olarak kendi hikayemizi dokuyoruz adım adım.

Nazlı Gürkaş’ın (Seyahat Sanatı) İnstagram Hesabına buradan ulaşabilirsiniz.

Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan kitabını almak için tıklayın

Diğer röportajları görüntülemek için tıklayın

Önceki İçerikKadıköy Gönüllüler Kahvesi Gezgin Söyleşileri Ocak Ayı Programı
Sonraki İçerikGezgin Gazetesi Yayında!
Eskişehir doğumluyum. Bursa’da yaşıyorum... Bir memur ailenin 3 çocuğundan biriyim... Çok küçük yaşlardan itibaren babamla yaptığımız kampların etkisiyle doğa hayatımın bir parçası oldu... Üniversite yıllarım, sosyal etkinliklerin, topluluk faaliyetlerinin hayatımı sarmaladığı yıllardı. “Acaba ileride ne var” sorusunu sormak için uzun bir süre beklemem gerekti... Bir gün hayatımın rutin akışı bozuldu ve ben bu soruyu sordum... O günden beri ileride ne var sorusunun kaptanlığında uzak yakın demeden yollara düşüyorum... Antik Kentler özel ilgi alanım... Tarihi çorba etmeyi, kentleri didik didik etmeyi, doğada kaybolmayı ve insanların hikayelerini uzun uzun dinlemeyi seviyorum ... Şimdi Gezgin Gazetesi sayesinde birçok insanla buluşuyor, birlikte keşfetmenin keyfini yaşıyorum. Yazılarda görüşmek üzere...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz