Hatırla…

1

Çok uzun zamandır yazmayı erteleyip, hepimizin eve kapandığı, öze döndüğü ve uzun zamandır ertelediklerini yapma fırsatı bulduğu bu zaman diliminde yazmam çok manidar oldu… Hepimizin aklında soruların, belirsizliğin ve gelecek seyahatlerin olduğu bu dönemde hadi biraz güzel zamanlardan bahsedelim ve geçmişe dönüp seyahatlerimizi ve yol maceralarımızı hatırlayalım ve yüzümüze tatlı bir gülümseme yerleştirelim. Çünkü ülkece ve hatta dünyaca buna ihtiyacımız var şu anda. Bir olmaya, o birlikte güçlü hissetmeye.. Uzaktan da olsa kollektif bilincin bir parçası olduğumuzu unutmamalıyız. Tüm o koşuşturmacanın içerisinde biraz durup nefes almaya vakit bulabildiğimiz bugünlerde eminim ki birçok insan benimle birlikte kendi hayatlarını gözden geçiriyordur. Neler yaptım şu ana kadar, neler yapmak istiyorum, hayatımı ne doğrultuda yönlendirmek istiyorum ve neleri hissediyorum?

Evet neleri hissediyorum sanırım daha çok üzerinde durulması gereken bir konu her şey bir yana.. Kendimle kaldığımda bu kendilik hali beni boğuyor mu, korkuyor muyum yüzleşmekten kendi benliğimle? Kendimle vakit geçirmek nasıl bir duygu? Neler var beni ben yapan? Koşulsuz sevgi diyorlar, ya ben bunun bir parçası mıyım? Gerçekten koşulsuz sevebiliyor muyum etrafımdakileri? Nedir bu koşulsuz sevgi? Karşılık beklemeden, saf sevgi… Ya beni severse, ya beni üzerse, ya bana benim kadar özverili davranmazsa gibi soruları sormadan sadece sevebilmek. O bir şey yapmadan verici olabilmek, o sevmese de sevebilmek.. Bir de sevdim peki bunu yansıtabiliyor muyum etrafımdakilere? Mesela tüm o şehrin koşuşturmacası arasında vakit bulabiliyor muyum 5 dakika bile olsa sevdiklerimin yüzünü ya da arıyor muyum seslerini duymak, nasıl olduklarını öğrenebilmek adına?

Hatırla...
Hatırla…

Ailemi düşünüyorum mesela sık sık. Onlarla yeterince vakit geçirebiliyor muyum? Her şeye ragmen sarabiliyor muyum onları? Geçmişi tüm olan biteni kabul edip, artık daha fazla o yükleri taşımayıp özgür bırakmak mesela önce onları, daha sonra kendimi.. Yürüdüğüm yolda kabullenişleri çok yaşadım, çalışmalarım sonucunda her seferinde biraz daha derine indim ve izin verdim akıp gitmesine. Ve an bu andır ki tamamen izin vermenin, yükleri daha fazla taşımamanın ve huzura yelken açmanın.. Onları sıcacık bir sesle arayıp, ne kadar sevdiğimizi söylemenin zamanıdır şimdi. Hadi sen de duy seslerini, iyiyim de, iyi olun de..

Peki ya hayallerim neler?

Peki ya hayallerim neler? Erteliyor muyuz her şeyi, biraz daha para kazanabilmek, ev taksidi araba borcu vs. vs. için o hayalleri? Dünyayı görmek benim hayalim mesela, her ücra köşesini gidip görmek, oradaki doğayı, insanları, kültürü, yemekleri deneyimlemek istiyorum. Gittiğimde de fotoğraflamak mesela, sonradan baktıkça anı hatırlayıp gülümseyebilmek.. Ne kadar çok insan ve anı biriktirebilirsem, işte benim servetim.. VE en sonunda da güneye yerleşmek, hayır bir hayal ötesinde gerçekleştirmek istiyorum bunu. Ve daha kaç sene ertelemem lazım? Senin hayallerin neler? Sorguladın mı bu süreçte hayallerini gerçekleştirmek için neler yapabilirsin?

Hatırla...
Hatırla…

Bir de değerler var bugünlerde düşündüğüm. Etik, ahlak, moral.. Saygı, hoşgörü, barış, empati, yardımseverlik.. Küreselleşmenin ve bireyselleşmenin yaşandığı milenyum çağında yüzümüze tokat gibi çarpan ve yeniden hatırlatılan değerlerimiz… Dünya çapında bunları yeniden hatırlıyoruz, hatta kendi farkındalığımıza yakınlaştıkça “öteki” diye adlandırılan bir diğerinin idrakine varıyor, özümsüyor ve empati yeteğimizi geliştiriyoruz adeta bu dönemde. Yardımlaşmanın, bir diğeri için “iyi”yi dilemenin arttığı, bir olmanın köklendiği bir dönem yaşıyoruz. Bir yandan bu gibi değerler hatırlanırken, bir yandan da doğa da özüne dönüyor kendini tedavi ediyor, iyileşiyor ve iyileştiriyor.

Bir hakikat var evet!

Dünya çapında çok zor bir dönemden geçiyoruz. Yaşam bir anda hızını yavaşlatmış, kalp atışlarını da buna bağlı olarak sessizleştirmiş durumda. Hepimiz evlerimizde izole olmuş, uzaktan ilişkiler yaşamaya adapte olmaya çalışıyoruz. Bir yandan dokunmanın, sarılmanın, öpmenin güzelliklerinin farkına varırken; bir yandan dışarı çıkma, dolaşma, seyahat edebilme gibi özgürlüklerimizin ne kadar kıymetli olduğunun farkına varıyoruz. Görebiliyorum, duyabiliyorum, koklayabiliyorum, tad alabiliyorum, hissedebiliyorum, dokunabiliyorum, yürüyebiliyorum… Her yeni güne binlerce kez şükürler olsun, her gözünü açtığında teşekkürlerini sun evrene sana bu güzellikleri verdiği için. Önce kendini, sonra tüm evreni kucakla!

Hatırla...
Hatırla… Hayallerince gezen

Yaşananların hepsi bir amaca hizmet ediyor. Hiçbir şeyin boşuna olmadığı bir dönemde; bu dönemi kendi özüne dönerek en iyi şekilde geçirmeye çalış. Hijyenine, beslenmene (alkol, şeker, un gibi seni aşağıya çeken besinlerden uzak dur; onun yerine bolca sebze, meyve, faydalı tohumlar [keten tohumu, chia tohumu, susam], özellikle pancar ve zerdeçal, sirke, turşu ve probiyotik gıdalardan soğan, sarımsak, pırasa, yel elması, yogurt, kefir tüketmeye dikkat et, hatta mümkünse hindistan cevizi yağı, tarçın, zencefil, karanfil, kakule, bal da tüketmeye çalış), bedensel aktivitene (bolca yoga, meditasyon, reiki, pilates vs. yapmayı ihmal etme), uykuna özen göster (erken yat, erken uyan melatonini yeterli al ve fazla uyuyarak bedeni hantallaştırma), olumsuz haberleri okuyarak kendi moral seviyeni aşağı çekme unutma pozitif düşüncenin gücü yadsınamaz! Kısacası bağışıklık sistemini güçlü tut. Ve tabi ki sevdiklerine sıkı sıkıya (uzaktan😊) sarıl!

Unutma yalnız değilsin, aynı kaderi paylaşıyoruz hepimiz. Unutma sen sağlıklıysan ben sağlıklıyım, ben sağlıklıysam sen sağlıklısın. Sen mutluysan ben mutluyum, ben mutluysam sen mutlusun. Güzel günler göreceğiz, hatırla. Yaşam devam ettikçe umut var olmaya devam edecektir…

Rüyalarımda Özlediğimsin Hindistan yazısını okumak için tıklayın

Önceki İçerikGezginlerin Evde Kal Mesajı!
Sonraki İçerikKomşuda Bir Hafta Sonu – Atina Gezi Rehberi
Ben Merve Karakaş, 1988 İstanbul doğumluyum. 2010 yılı Marmara Hukuk mezunuyum. Şu anda kendi ofisim var avukatlık yapıyorum. Aynı zamanda 3 sene önce yogaya olan ilgimden dolayı yoga eğitmenliği aldım. :) Mandalalar çiziyorum. Kendi işim olduğu için ayarlayabildikçe seyahat ediyorum. Yeni insanlar, farklı kültürler ve farklı coğrafyalar keşfetmeyi sevdiğimden rotamı yurt dışına çevirmek, özellikle de Asya bu anlamda beni çok doyuruyor. Seyahat etmeyi oldum olası sevdim, önceleri seyahat etmek için hep birileri olsun diye beklerdim ancak bunun beni yavaşlattığını fark ettim ve bu andan itibaren ne zaman ruhum kanatlanmak istese sirt çantamı alıp yola koyuluyorum. Yolda ise tanıştığım insanlar, kurduğum dostluklar, edindiğim dersler bambaşka... Her rotada bir parça daha kendime dair yeni bir şey keşfediyorum. Blog yazmaya ise yeni başladım sayılır. Çevremden bunu sürekli talep olarak duyuyor ancak bir türlü başına oturmuyordum. Oldum olası yazıyla aram iyi olmuştur ama gezerken edindiğim deneyimleri yeni yeni dönüştürmeye başladım.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz