Kendinizi Belgeselde Hissetmek İçin: Masai Mara

0

Afrika bir cennet! Safari için de gidebileceğiniz farklı farklı birçok yer var. Fakat bunlardan en bilineni, Kenya’daki Masai Mara. Bunun da bir sebebi varmış gerçekten.

Masai Mara Ulusal Parkı içerisine girdikten sonra karşınıza her an her türlü hayvan çıkabiliyor. Dolayısıyla safariniz hemen başlamış oluyor. Fakat nerede kaldığınız da çok önemli. Çünkü parka ulaşana kadar (Tanzanya’daki kadar olmasa da) toprak yoldan gittiğiniz için sarsıntılı bir yolculuk geçirebiliyorsunuz.

Öncelikle otelimizden bahsetmek istiyorum:

Sanctuary Olonana

Otelimizin özelliği Mara Nehri’nin yanında bulunmasıydı. Bu da hipopotamların uğrak noktası olduğu anlamına geliyor! Sabahları hipopotam sesleriyle uyanıp, onları izlemek inanılmaz bir his! Bir de ailece geziyorlar, o kadar tatlılar ki. Tabi maksimum güvenlik şart çünkü hipopotamlar çok tehlikeli hayvanlar. Önümüzdeki nehirde gezen hipopotamlarda görmesek de safari sırasında bir hipopotam kavgasına denk geldik. Çok etkileyiciydi.

Bu sebeple, hava karardıktan sonra tek başınıza odanıza dönmeniz yasak. Çünkü karşınıza ne çıkacağı belli olmuyor.

Hipopotamların dışında otelimizde çeşit çeşit kuşlar vardı. Hayatımda ilk defa bu kadar yakından, bir kuşun yuva yapmasına şahit oldum mesela. Akşamüstü biz kahve içerken yapmaya başladığı yuvasını sabah kahvaltıya gittiğimizde tamamlamıştı!

Biz Kasım ayında gittik, orta sezondu aslında ama her gün aynı saatlerde yağmur da yağıyordu. Bir de nehir kenarında olunca tahmin ederseniz ki böcekler de burayı tercih ediyordu. O bakımdan biraz korkutucuydu, daha önce hiç görmediğimiz koca koca böceklerle karşılaştık. Yine de Afrika havasından mıdır bilmiyorum, normalde gördüğünüz kadar tepki vermiyorsunuz oradayken.

Masailer

Bu seyahatimizde Masailere hazırlıklı gittik. Onlara getirdiklerimizi verirken herkes sıraya girdi. Getirdiklerimizin hepsini verdiğimiz anda da sağanak yağmur başladı ve hepimiz koşuşturarak kaçtık. Oradaki çocukların gözündeki mutluluğa şahit olmanızı isterdim. Tamamen bambaşka bir his onları mutlu ettiğinizi görmek.

Ve son olarak da burada bulunma sebebimiz:

Safari!

Masai Mara gerçekten de çok farklı bir habitat. Doğal hayatı gözlemlemek isteyen herkes için inanılmaz bir yer. Bir saat içinde gördüğümüz olayların içimizde yaşattığı hissi anlatmam mümkün değil. Leopardan tutun aslanların çiftleşmesine, çitalardan gergedanlara, fillere…

Fakat özellikle anlatmak istediğim, hala şok olduğum bir an var ki, o an kendimi bir belgeselin içinde gibi hissettim:

Dişi bir aslanın bir bufaloyu yemesini izliyorduk (böyle bir cümle kurduğuma bile inanamıyorum!). Hatta rehberimizle etraftaki diğer bufaloların da bu durumu izlemesinin ne kadar ilginç olduğunu konuşuyorduk. Derken iki çakal geldi ve aslanın önünde dolanmaya başladı. Bu sırada rehberimiz bize çakalların tek eşli olduğunu, hayatları boyunca çift olarak gezdiklerini ve biri ölürse diğerinin depresyona girdiğini, zaman zaman bu yüzden hayatlarını kaybettiğini anlatıyordu.

Çakallardan bir tanesi birkaç kez aslanın karşısında bufaloyu yemeye kalktı. Nasıl cesaret etti hiç bilmiyoruz. Dişi aslan en sonunda dayanamadı ve koştu gitti o çakalı boynundan yakaladı. Salladı, kanlar aktı, bizim nefesimiz kesildi. Birkaç dakika böyle kaldı ve biz çakalı öldürdüğünü zannettik. Ancak çakal bir anda kalkıp boynundan kanlar akarak kaçtı. Hepimiz şok içinde kaldık.

Rehberimize “peki yaşayacak mı” diye sorduğumda, enfeksiyon kapmazsa yaşayabileceği cevabını aldım. O an içimi rahatlattı ve tekrar sorgulamadım. Ama hala merak ediyorum acaba yaşıyor mudur diye…

Bu anı merak ederseniz YouTube’a koymuştum, buradan hazırladığım videoya ulaşabilirsiniz.

Kenya seyahatimiz hakkında daha detaylı bilgi için Smile and Travel’daki Kenya yazısına; otelimiz ile ilgili detaylar için de Sanctuary Olonana yazısına göz atabilirsiniz.

Masal Gibi Bir Otel: Giraffe Manor yazısını okumak için tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz