Komşuda Bir Hafta Sonu – Atina Gezi Rehberi

0

Gezgin arkadaşlarım eminim benim gibi şu soruya çokça maruz kalıyordur… ”Nasıl gezmeye vakit buluyorsunuz? Çalışmıyor musunuz?” Çalışmaz olur muyuz. Elbette çalışıyoruz. Peki hafta sonları ne güne duruyor. Verimli bir yol haritası ile bir hafta sonuna 2 ülke sığdırmışlığım bile var benim şahsen. Bir hafta sonunda rahatlıkla gezebileceğiniz pek çok ülke var. Hatta o kadar çoklar ki sadece bunları tamamlamak bile epeyce vaktinizi alacaktır eminim. Gelin bunlardan en yakın olanından, komşudan başlayalım. Müsaadenizle sizi Atina ’ya götürmek istiyorum. Hem de sadece 1 hafta sonunda.  

Atina Hakkında Bilgi

Sınır komşumuz Yunanistan’ın başkenti Atina. Aynı zamanda da en büyük şehri. Ayrıca eski Yunan medeniyetinin de başkenti. Gezebileceğiniz en eski tarihli şehirlerden biri de diyebiliriz.

Antik çağlardan beri önemli bir şehir olmayı başarmış. Hala da bu durumunu koruyor. Atina ismi, şehri koruyan tanrıçası Athena’dan geliyor. Mitolojiye göre şehrin koruyucu tanrısını seçmek için halk karşısında bir yarışma düzenlenir. Poseidon ve Athena arasında bir çekişme olur.Deniz tanrısı Poseidon, asasını yere vurur ve yerden içinden su fışkıran bir çeşme çıkar.Poseidon koruyucu tanrı olduğuna inanır ama halk sudan içince suyun tuzlu olduğunu anlar ve onu koruyucu tanrı olarak seçmekten vazgeçer.

Daha sonra Athena asasını yere vurur ve bir zeytin ağacı çıkar. Zeytinleri yiyen halk Athena’yı koruyucu tanrıça olarak seçer ve zeytin dalı barışın simgesi olur. Atina isminin işte bu mitolojik öyküden geldiğine inanılıyor.

 Romalılar ile Helenistik dönemini yaşamış, ardından Bizans, Latin İstilası…Sonrasında Osmanlılara kucak açmış, ondan sonra da bugünkü bildiğimiz Modern Yunanistanın bir parçası haline gelmiş.

Atina’ya gidebilmek için Şengen vizeniz olmalı. Şengen vize başvurunuz için öncelikle yetkilendirilmiş vize hizmetleri şirketinden randevu almalı ve gerekli belgeleri toplayarak vize ücreti olan 80 Euro parayı ödemelisiniz.

Vizeniz var ise yaklaşık 1,5 saatlik bir uçuşla Atina’ya varabilirsiniz. Birçok havayolu şirketinin günlük karşılıklı seferleri var. Uygun fiyatlı bilet bulmanız da mümkün. Şahsi araçla bile gitme imkanı var fakat kendi aracınızla gitmek isterseniz aracınıza yeşil sigorta yaptırmanız gerekiyor. Sigortanızı yaptırmak istediğiniz süre ile ödeyeceğiniz meblağ doğru orantılı olarak artacaktır.  

Atina’da şehir içi ulaşım oldukça rahat ve basit. Gitmek istediğiniz her yere rahatlıkla vasıta bulabilirsiniz. Fiyatlar normalde çok uçuk olmasa da havalimanına gidiş ve gelişlerde bilet fiyatları cep yakıyor. Tek yön havalimanından şehre ya da tersi yönde otobüs bileti 6 Euro. Havalimanı varışlı ve çıkışlı tüm vasıtalar maalesef diğerlerinin kat be kat üstünde fiyatlı. Syntagma Meydanı, şehrin toplu taşıma merkezi denebilecek konumda. Heryerden buraya ulaşabilir ve buradan her yere gidebilirsiniz. Şehrin görülmesi gereken turistik mekanlarının hepsi buraya yürüme mesafesinde. Ayrıca tüm turistik merkezler de birbirine yürüme mesafesinde.  Taksi kullanmamıza hiç gerek kalmadığı için fiyatlarını bilmiyorum fakat metro ulaşımı gayet yeterli o yüzden hiç ihtiyaç duymayacağınıza eminim. Havalimanından şehre ve ters yönde ise kullanabileceğiniz 3 otobüs hattı mevcut. İlk gelene binin. Otobüsle her iki yönde seyahat yaklaşık 1 saat sürüyor. Meydandan havalimanına gitmeden önce uçuş saatinize göre binmeniz gereken otobüsün saatini kontrol ederek o saatte durakta olmayı unutmayın.

Atina’da nerede kalırım diye sorarsanız ben size her zamanki gibi Couchsurfing derim J Couchsurfing rehberim ile ilgili yazıyı okumak için tıklayın… Fakat Couchsurfing hala size uzak bir ihtimal geliyor ise size tavsiye edeceğim otel, birlikte seyahat ettiğimiz arkadaşımızın konakladığı Hotel Adonis ve hemen çaprazındaki Acropolis House olacaktır.         

Yeme-içme konusundaki en önemli tavsiyem ise ASLA turistik caddeler üzerindeki restoran ve kafelerede vakit kaybetmeyin. Ara sokaklara yönelin. Fiyatların yarı yarıya düştüğüne bizzat şahit olduk. Eğer Cumartesi gecesini Atina’da geçirecekseniz ve akşam yemeğinizi Uzo eşliğinde yemek isterseniz biraz erken gidip yer kapmakta fayda var. Biz Vizantino Tavernada 3 Uzo, 1 porsiyon tavuk, 1 porsiyon et, 1 porsiyon balık, 1 salata ve 2 çaya 45 Euro hesap ödedik. Yani kişibaşı 1 porsiyon anayemek ve 1 kadeh Uzo 15 Euro’ya denk geliyor. Fiyatlar çok da uçuk diyemeyiz.

Atina haftasonları gece hayatı konusunda tatmin edici bir şehir. Biz sakin sessiz bir tavernada Uzo içerek yemek yemeyi tercih ettik fakat Couchsurfing arkadaşımız ve evde kalan diğer misafirler hep birlikte gece eğlencesine çıktılar. Eğer seyahatlerinizde gece hayatına da öncelik veriyorsanız Syntagma meydanında sağa sola dağılan insanları takip etmeniz yeterli olacak. Ama bizim kafamız kaldırmıyor artık… Size iyi eğlenceler.

Atina’da Gezilmesi Gereken Yerler

Atina deyince akla ilk gelen tabi ki Akropolis oluyor. Akropolis zaten o kadar geniş bir alan ki oraya doğru giderken zaten Atinanın çoğu yerini gezmiş oluyorsunuz. Fakat insanları Atina ve Akropolis’e çeken en büyük etken genelde Parthenon oluyor. Beni de ikinci kez Atina’ya getiren Parthenon oldu.

Akropolis hem kale hem tapınak görevi görüyor. Bu yüzden yüksekte olması çok önemli. Zaten Akropolis ismi yüksekte olan şehir anlamına geliyor. Antik Yunan’da bir yerleşim kurulacağı zaman en önemli şey tanrıların nerede olacağıydı ve her şehrin bir Akropolisi vardı.. Bu sebeple Atina Akropolisi de şehrin en yüksek noktasında kurulmuş. Akropolisin yer aldığı bölge deniz seviyesinden yaklaşık 150 metre yukarda.

Akropolis içerisinde yer alan ve en önemli yapısı olan Parthenon, Antik Yunanda kentin koruyucusu sayılan Athena’nın baş tapınağı olarak inşa edilmiş. Mimari olarak Dor üslubu ile ve tamamı mermerden inşa edilmiş bu tapınak, Antik Yunandan günümüze kalan en büyük ve en bilinen eser olmakla birlikte, dünyanın en büyük kültürel abidelerinden de biridir.

Parthenon, zamanından hazineyi savaşlardan korumak gibi çok önemli bir görev üstlenmiş. Hristiyanlık ile birlikte dönemi kilise olarak, Osmanlı ile beraber ise cami olarak kullanılmış. 1600’lü yıllarda Türkle tarafından cephanelik olarak kullanılmış ve bu dönemde Venedikliler tarafından bombalanmış, ciddi bir tahribata uğramış.   

Akropolisteki bir diğer önemli tapınak Erekktheion, Athena ve Poseidon için yapılan, Bizans zamanında kilise, Osmanlı zamanında ise konut olarak kullanıldı.

Akropolise giriş için biletleri internet üzerinden satın alabilir ve çıktısı ile direk girişe giderek sıra beklemeden alana girebilirsiniz. Bilet satın alırken saat seçimi yapmanız gerekiyor ve o saatler içerisinde Akropolisi ziyaret etmeniz gerekli. Tek kullanımlık biletlerin 5 gün içinde kullanılması gerekiyor. Kişibaşı fiyat 10 Euro. Eğer Akropolis Müzesini de gezmek isterseniz bunun için ayrıca bilet almanız gerekli.

Akropolis ile ilgili son notum güvenlik görevlileri ile ilgili olacak. Maalesef içerdeki tutum pek turistik bir mekana yakışmıyor. Habire bir düdük sesi ve her hareketiniz izleniyormuş hissinden kurtulamıyorsunuz. Bir o kadar da tutarsızlar. 1 kez herhangi bir konuda uyarılmış olmanız zincirleme bir reaksiyon başlatıyor resmen. Görevliler sürekli birbirleriyle iletişim halinde olduğu için sizi diğerlerine tarif ediyorlar. En ufak bir hareketinizde 2.düdük, 3.düdük ve bunların her biri farklı görevliler tarafından çalınıyor…Çıkışa kadar resmen sizi takip ediyorlar. Fotoğraf çekilmek için poz vermenize bile laf ediyorlar. Ama tripod kurmak serbest. Akıl erdirmek gerçekten mümkün değil. Rahat gezmek istiyorsanız şu şu şu konulara dikkat edin demek isterdim ama düdük çalma kriterlerinin ne olduğunu anlamadığım için maalesef bir şey söyleyemiyorum. Bu rencide edici tutumda umarım biran evvel vazgeçerler. Çünkü yüzlerce kişinin önünde iğrenç bir düdük sesiyle çocuk gibi uyarılmak gerçekten hiç hoş bir davranış değil.

Akropolis ve Parthenondan sonra beni Atina’da en çok etkileyen yerlerden bir tanesi Syntagma Meydanı oldu. Şehrin neredeyse kalbi diyebileceğimiz meydanın en önemli yapısı Parlemento Binası. Önünde 24 saat askerlerin nöbet tuttuğu binanın önünde nöbet değişimi saatlerinde, bu ritüeli izlemek için biriken kalabalık arasında yer bulmak oldukça zorlaşıyor. Bu ilginç nöbet değişimini izlerken askerlerin talimatlarına uymanız çok önemli. Tören başlamadan izleyicilerin ikiye ayrılıp meydanda, yürüyecek olan askerler için yol açılması gerekiyor. Ayrıca tören esnasında belli bir sınırı geçmenize asla izin verilmiyor.

Şehrin en kalabalık yerlerinden biri Monastiraki Meydanı. Akropolise giderken yolunuz illa ki Ermou Caddesi ve Monastiraki Meydanından geçecek. Sağınız solunuz dükkanlar ile dolu olacak. Fiyatlar hemen hemen aynı. Biz arkadaşımla kendimize birer tane helenistik taç alıp Akropolise öyle çıktık ve tanesine 7 Euro ödedik. Bunun gibi küçük hediyelikler, beyaz renkli efil efil elbiseler, helenistik sandaletler ve bunun gibi Yunanistana özgü bir çok hediyelik alabilirsiniz.

Atina’da bizim son durağımız olan Panathinaiko Stadyumu, tamamı beyaz mermerden inşa edilmiş tek stadyum olma özelliği taşıyor. Aynı zamanda ilk Olimpiyat Oyunlarının da ev sahipliğini yapmış önemli bir yapı.

Bazılarının önyargılarına inat sizi çok güzel kucaklıyor Atina. Herhengi bir Türk düşmanlığı, Yunan Kahvesi muhabbeti ya da buna benzer hiçbir şey ile karşılaşmadık. Komşuyu mutlaka ziyaret edin. Hatta sadece Atina’yı değil her yerini ziyaret edin.

Hafta Sonu Atina Gezisi Vlogu

İstikamet Dünya Youtube Kanalına abone ol!..

Önceki İçerikHatırla…
Sonraki İçerikAşıkların Şehri: Verona
Merhaba, ben Ceren Alican. 1991-Adana doğumluyum. Çukurova Üniversitesi mezunu bir Peyzaj Mimarıyım. Kendimi bildim bileli evcimen bir insan olmadım, olamadım. Çünkü evime dönmenin, dönebilecek bir evim olduğunu bilmenin, daha da güzeli istediğim zaman evimden çıkıp dünyanın herhangi bir yerinden hikayelerle geri dönmenin verdiği hazdan bir türlü vazgeçemedim.İnsanın dönebilecek bir evi olmasının ne kadar büyük bir şükür sebebi olduğunu seyahat ettikçe öğrendim. Her zaman merak etmeyi, okumayı ve görmekten asla vazgeçmemeyi bana annem öğretti. Çocukluğum ve ergenliğim yaşıtlarımın o dönem hayal bile etmediği ülkelere ayak basarak geçti. Büyüdüm, okudum, meslek sahibi oldum, İstanbul'a taşındım, evlendim. Fakat annemin bana aşıladığı seyahat etme ve merak ettiği herşeyin peşinden gitme alışkanlığım baki kaldı. Şimdi yine kimsenin gitmeye cesaret etmediği, orada ne var ki diye burun kıvırıp gitmek istemediği yerlere hayat arkadaşımla beraber gidiyorum. Ve inanır mısınız hayatımda gördüğüm en unutulmaz şeyler hep insanların 'orada gezilecek ne var ki' dediği yerlerden çıkıyor...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz