Köroğlu Diyarı Kıbrıscık

0

Küçük, sessiz, sakin ve bakir doğasıyla kendi halinde bir yer Kıbrıscık. Çok az kişi tarafından bilinen ve adı genellikle Yavru Vatan Kıbrıs ile karıştırılan bir yer esasında. Ama bu bakir coğrafya son senelerde öyle çok özletiyor ki kendini. Ne zaman bir parça huzur istesem gözlerimi kapatıp Kıbrıscık’ta olduğumu hayal ediyorum. Yemyeşil çam ağaçları arasında dolaştığımı, buz gibi sularına ayaklarımı soktuğumu, tertemiz havasını ciğerlerime çektiğimi… Aslında önceleri koşar adım uzaklaşmak istediğim bir yerdi burası benim için. Sonraları ne zaman şehrin kalabalığından, kargaşasından, stresinden bunalsam kendimi ilk atmak istediğim nokta oldu. Neden mi uzaklaşmak istiyordum? Tamamen çocukluk. Çünkü çocukken sıkılırdım dede topraklarından.  O zaman sakinliğin, sessizliğin ne demek olduğunu bilmiyordum. Ama zaman geçti, ben büyüdüm, değişmez denen şeyler değişti. (Değişmeyen tek şey değişimdir demişler ne de olsa.) Kalabalıktan sıkılır, şehrin kaosundan bunalır oldum ve 5 sene önce bir bayram tatilinde Kıbrıscık’ta kendimi yani özümü buldum.

kıbrıscık
(kibriscik.bel.tr)

Şahane İsli Kayalar manzarasına doğru babamla çıktığımız bir yürüyüşte aslında doğaya ne kadar aşık olduğumu, dağ tepe tırmanmaktan zevk aldığımı, sakinlikten huzur bulduğumun farkına vardım. İsli Kayalar’ın, çam ağaçlarının, dalındaki böğürtlenin fotoğrafını çekerken öğrendim aslında fotoğraf çekmekten nasıl keyif aldığımı. Dalından böğürtlen koparıp yemek, kuşburnu toplamak o zamana kadar tatmadığım ahlatın tadına bakmak ne büyük bir hazdı. İşte o gün hayat da Kıbrıscık da başka bir boyut kazandı benim için. Aslında hep içimde olan, kiminin farkında olduğum ama kafamda yerine koyamadığımı ne varsa yerli yerine oturdu. Ve Kıbrıscık benim kendimi keşfetmeye başladığım yer oldu.

Kıbrıscık ‘ı Keşfetme Vakti

Madem Kıbrıscık’ta kendimi keşfetmiştim sıra Kıbrıscık’ı tamamen keşfetme vaktindeydi. Kıbrıscık’ın tarihinin milattan sonra 100 yılına kadar dayandığını ilk öğrendiğimde epey şaşırmıştım. Bu kadar eski olacağını beklemiyordum açıkçası. Yapılan araştırmalarda ise Roma ve Bizans döneminde Kıbrıscık’ta yerleşim bölgelerinin olduğu kesinlik kazanmış. Beni asıl cezbeden nokta ise önemli halk kahramanımız Köroğlu’nun burada yaşamış olması.

“Benden selam olsun Bolu Beyi’ne, Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır.” dizelerinde bahsi geçen dağlar Köroğlu Dağları mıydı yoksa? Daima zulmün ve haksızlığın karşısında duran bu kahraman benim etkilendiğim gibi etkilenmiş miydi İsli Kayalar’dan? Bugün kendi adıyla anılan Köroğlu Tepesinden dalmış mıydı uzaklara? Hayran kalmış mıydı acaba doğaya, çam ağaçlarına, kanyonlara, derelere ve Kıbrıscık’ın daha nice güzelliğine? Dalından ahlat, böğürtlen yemiş miydi benim gibi? Yıldızları seyre dalmış mıydı geceleri? Bunlar olmuş olmalıydı ki Köroğlu Diyarı olarak anılıyordu Kıbrıscık. Bir zamanlar atını bu topraklarda koşturmuştu Köroğlu.  Dörtnala uçarcasına sürmüştü atını Kıbrıscık’ta. Köroğlu Tepesi’nde yaşamıştı rivayete göre. Ve zirvede taşlaşmış at izini bırakmıştı bizlere onu hatırlayalım diye.

Hazin Bir Aşk Hikayesi: Hasanboğuldu Efsanesi yazısına buradan ulabilirsiniz.

Önceki İçerikYoga’ya Merhaba
Sonraki İçerikMoskova ’nın Yeraltı Sarayları
Merhaba ben Evrim. Çocukluğumdan beri hep çok sevdim okumayı, yazmayı, gezmeyi, keşfetmeyi, fotoğraf çekmeyi, doğayı. Kitaplarla başka dünyalar yarattım kendime, hayaller kurdum. Önce kitaplarla başladı yolculuğum sonra hayaller gerçeğe dönüştü ve ben yollara düştüm. Öyle büyük bir tutku oldu ki seyahat etmek ve keşfetmek, her fırsatta kendimi yollarda buldum. Seyahat edip keşfettikçe öğrendim ve öğrendikçe büyüdüm.Gördüklerimi, okuduklarımı, düşlediklerimi paylaşmaksa mutluluk verdi hep bana. Mutluluk paylaştıkça çoğalırmış ne de olsa...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz