Şehir Adlarının Hikayesi: Aydın – İzmir – Manisa

0

Şehir Adlarının Hikayesi: Aydın – İzmir – Manisa

Seyahat etmek için bir sürü işi organize edip düşüyoruz yollara, o şehir senin bu ülke benim arşınlıyoruz yolları. Yola çıkmadan önce de araştırıyoruz nereye gitmeliyim, neyi görmeli ve neleri tatmalıyım diye. Peki atladığımız bir şey olabilir mi?

Hiç düşündünüz mü gezdiğiniz pek çok kentin, şehir adlarının hikayesi ni, nereden geldiğini?

Ya da acaba kaçımız biliyor doğduğumuz, yaşadığımız, gönül bağı kurduğumuz şehrin adının hikayesini. Neyse çok da haksızlık etmeyeyim belki benim gibi bu işlere meraklılar da azımsanmayacak kadar çoktur ve bu yazıyı keyifle okuyacaklardır onlar da.

Size adınızın konulmasının hikayesi gibi şehirlerin adlarının da bir hikayesi var…

Tabi matematiksel bir hesap yaptığımızda Türkiye yedi bölge ve 81 ilden oluşuyor, haliyle bin bir gece masalları tadında bir yazı da sizi bekliyor. Ben de yazımda bölge bölge gitmeyi planlıyorum. İlk sırada doğup büyüdüğüm, yaşadığım şehrin de içinde olduğu Ege Bölgesi olacak. Hadi adeti de bozmayalım 🙂

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde deve tellal, pire berber iken…
Ben bağda üzüm bekler, derede odun yükler iken,
Bir varmış bir yokmuş… hikâyenin yalanı mı olurmuş.
O yalan bu yalan, fili yuttu bir yılan…
Bu da mı yalan?
Derken; sabahleyin erken, keçiler koyunları tıraş ederken,
Tahta kurusu saz çalar, sıçan cirit atar iken,
Çıkmış bir Gurme Seyyah ortaya…en sonunda açmış ağzını yummuş gözünü. Bir laf etmiş, bir laf etmiş… Bakalım ne laflar etmiş…

Şehir Adlarının Hikayesine Aydın ile Başlayalım

Şehir Adlarının Hikayesi Aydın Şehrinin ismi nereden geliyor
Şehir Adlarının Hikayesi – Aydın

Ünlü gezginimiz Evliya Çelebi der ki Aydın için “Dağlarından yağ, ovalarından bal akar.” Varın gerisini siz düşünün artık… Aydın şehrinin hikayesi uzundur, tarih sahnesine şöyle bir bakınca kimler kimler geçmemiş ki buradan.

Tarihi bu kadar eski olunca Aydın şehrinin hikayesine giren de çok tabi

Taaa Hitit kaynaklarında bahsedilir buralardan “Seha” diye bir ırmaktan ve onun suladığı güzel vadiden bahsedilir. O “Seha” bizim Büyük Menderestir vadisi de Aydın’ımız.

E bununla kalmaz elbet bu hikaye ;

  • İlk çağlarda “Antheia”
  • Trak Halkına geçince “Tralles” olur adı. Ama öyle kuru kuru Tralles değil “çiçekli” ya da “kuvvetli” sıfatları getirilir önce başına. Tarihin babası Heredoth da der ki Aydın için “Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü.” boşuna değildir elbet.
  • Rivayete göre M.Ö 26 da korkunç bir depremle yerle bir olur Aydın (o zamanlar Tralles tabi adı) ve devreye Bizans İmparatoru Andronikas girer. Kenti yeniden ayağa kaldırır. Bu tarihten sonra bizim Tralles olur “Andropolis”… Ve tarih sahnesine yavaş yavaş biz gireriz bundan sonra.
  • Selçuklu Beylerinden Menteş Bey bu bölgeyi ele geçirir ve sonrasında bizim “Andropolis” oluuur… “Güzelhisar”. Güzelin talibi çok olur derler bizde, bu hikâyede de böyle bu iş. Çağlar boyunca ondan ona geçen Aydın, Menteş Beye de yar olmaz.
  • Anadolu’da beylikler zamanı devreye girince tarih sahnesine çıkan Aydınoğulları Beyliğinin lideri Aydın Bey, Menteş Beyi öldürür ve bölgeyi de alır elinden. O günden sonra bölgenin adı olur Aydın eli kente de kalır Aydın Güzelhisarı adı.
  •  Sonraları Osmanlı topraklarına katılır kent. Osmanlı sayım defterlerinde “Nefs-i Güzelhisar der Liva-i Aydın” ve “Aydın Eli” diye geçer.19.yy.da Aydın eyaletinin merkezi Güzelhisar’dı.

Şöyle dönüp geçmişine bakınca Trak’lardan, Bizans’a, Selçuklu’dan, Osmanlı’ya neler görmüş geçirmiş bu kent. Bugün Efeler diyarı Aydın diye biliriz buraları.

Aydın şehrinin hikayesini burada noktalarken yeni bir şehrin kapısını tıklatıyorum ben…

Kalbi Ege’de Kalanların Şehri İzmir Sıradaki Hikayemiz

Şehir Adlarının Hikayesi İzmir ismi nereden geliyor
Şehir Adlarının Hikayesi – İzmir

Bu kentimizle ilgili bilinen en yaygın hikâyeden başlayacağım anlatıma. İlki ve benim de en sevdiğim geliyor hazır mıyız?

Efendim vakti zamanında bugünkü İzmir bölgesinde yaşayan Erektidler diye bir halk varmış. Bunların lideri These bir savaşa girmiş Amazonlarla.

Burada bir parantez açıp Amazonların savaşçı bir kadın halk olduğunu belirtip devam ediyorum İzmir şehrinin hikayesine.

Savaş ki ne savaş… Amazon kadınları hırçın, gözü kara, cesur… Kral These halkı ısrarcı, korkusuz, istikrarlı… Savaş kırk gün kırk gece sürmüş. Hani bir laf vardır ya en büyük aşklar kavgayla başlar diye, tamam burada bizimkiler kavgayı biraz abartmış olabilir kabul, tamam epeyce bir abartmışlar ama aşktan da kaçamamışlar.  Bizim genç yakışıklı These, Amazonların lideri Smyrna’ya kalbini kaptırmış. Tabi Smyrna’da boş değil 🙂

Şehirlerin hikayelerinde içinde aşk olanları bence bir adım önde hep…

Bakmışlar savaş savaş nereye kadar, aman demişler biz barışalım. Sonra arkasından şölenlerle şenliklerle bizim aşıkların dünya evine girmelerini kutlamışlar. Kadın her çağda nazlı ki bu savaşçı bir Amazon Kadını bile olsa. Bizim Smyrna yüz görümlüğü bekliyor These’den, aşık These ona öyle bir hediye veriyor ki sen hiç ölmeyeceksin adın çağdan çağa yaşayacak diyor ve yaşadıkları bölgeye güzel eşi Smyrna’nın adını veriyor. Asırlar geçiyor üstünden güzeller güzeli Amazon Kadını Smyrna hep yaşıyor, adı bir tık değişmiş olsa da…

Şimdi bu hikâyeyi ben biraz abartmış olabilirim kabul ama ana hatlara sadık kaldığıma yemin edebilirim 🙂

Homeros’un destanlarına dayanıyor ikinci varsayım…

Kıbrıs Kralı Kinyras’ın kızı Smyrna’dan geldiğine de inanılıyor kentin adının. Ve zamanla ağız değişikliği ile İzmir halini aldığına inanılıyor.

Bir başka rivayet ise Hitit’lere dayanıyor. Hitit’lerin kenti “Navlühun” olarak adlandırdığına inanılıyor. Ben ne manaya geldiğini bulamadım, duyan bilen bana da söylerse pek bir mutlu olurum.

Ve son olarak Artemis… Evet evet Tanrıça Artemis, hani şu Tanrılar Tanrısı Zeus’un güzeller güzeli kızı Artemis de bu kent ile anılır. Bilmeyenler Efes’e hiç gitmemiş demektir ki bu kabul edilemez bence.. Tanrıça Artemisin kenti de İzmir olarak geçer kaynaklarda daha doğrusu Efesli Artemis.

İzmir’in denizi kız, kızı deniz kokar..

Şimdi tüm bu hikayelerde ortak bir özellik var, dikkatinizi çekti mi?

İzmir’in denizi kız, kızı deniz kokar… Tarihten bugüne güzel kadınların evi olmuş İzmir. Anadolu’nun en güzel kentlerinden olan İzmir’in adının hikayesi de böyle sevgili dostlar.

E şimdi bunca konuştuk şöyle hem tatlı hem şifalı bir şeyler olsa da ağzımız bir tatlansa diyorum. Geçenlerde bir arkadaşım Mesir Macunu getirmiş ondan atıyorum ağzıma müsaadenizle. Aa ama şimdi Manisa’yı da anlatmadan olmaz değil mi 🙂

Şehir Adlarının Hikayesinde Sıra Manisa Sancağında…

Fotoğraf: manisatanitim.com

Hikayesinde Truva Savaşı da var burasının mıknatıs da var. Ne alaka demeyin, sabırla okuyun siz..

İnanışa göre kurucuları Magnetler bu kentin. Peki bu Magnetler kim diyecek olursanız işte burada Truva Savaşı giriyor hikayemize. Yunan tarihçilerin iddiasına göre Teselya’da Truva Savaşına katılan bir halk olan Magnetler savaştan sonra Batı Anadolu kıyılarına gelmiş Magnesia Kalesini inşa etmişler Spil Dağının eteklerine ve gel zaman git zaman Mağnisiye-Mağnisa halkın ağzına “Manisa” olarak yerleşmiş. Manasının “Büyük Şehir” olduğu söyleniyor.

Başka bir rivayete göre de Manisa civarında çıkarılan mıknatıslı demir sayesinde Dünya dillerindeki mıknatıs ve magnezyum kelimesi türemiş kentin adından.

Daha yakın geçmişte Saruhanoğulları Beyliği tarafından ele geçirilince bölge de bu adla anılır olmuş. Sonraları Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılmış olsa da Timur ile yapılan savaşta yeniden kaybedilmiş ve en son Çelebi Mehmet zamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına “Saruhan Sancağı” olarak katılmıştır.

Manisa şehrinin hikayesi yıldızlar geçidi gibi…

Bu döneme dikkat! Dünyayı dize getiren padişahlar bu dönemde Saruhan Sancağında eğitim alıyor… Kanuni Sultan Süleyman’dan tutun da Fatih Sultan Mehmet’e kadar e tabi bu da kentin kaderini parlatıyor.

Şehrin kaderine bakar mısınız; Truva Savaşı var, İstanbul Fatihi var, kimyadaki elementlerin kökeninde bile var.

Neyse konumuza dönecek olursak Saruhan Sancağı zaman içinde Manisa adıyla anılmaya devam ediyor.

Efendiiim şimdi ben anlattım siz dinlediniz şehir adlarının hikayelerini, her ne kadar sürçi lisan ettiysem affola..

Önümüzdeki ay geriye kalan Ege Şehirleriyle hikayelerimiz devam edecek.

Kendinize çok iyi bakın, maskenizi takın, ha bir de gökten düşen üç elmanın birisini çocuklara vermeden önce güzelce yıkayın 🙂

Sevgiler…

Yeniçarohori Diğer Adıyla Küçükköy’e Gittiniz mi? yazısına burada ulaşabilirsiniz…

Münevver Aktürk Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz…

Önceki İçerikBatın Özen – Göçebey Gezgin Sohbetlerinde İlk Konuğum
Sonraki İçerikChristiania: Bir Başka Ülke
Selamlar sevgili seyahat severler. Ben Münevver Sunar,13 yıldır profesyonel iş hayatında eğitimcilik yapıyorum. Hayatın fırsat yaratmak ve yakalamak sarmalında akıp gittiğine inananlardanım. Seyahat etmeyi hep çok sevdim ve özel ilgi alanım antik kentler diyebilirim. Tarihe ve yaşanmışlıklara bağlılığım sonsuz... Yola her çıkışımızda içimden Romalılar, Likyalılar, Karyalılar geçiyor. Bir sütunda göz kırpan Dionysos'u hayal ediyorum ya da Titus Tünelinde kayalara çarpan demirin sesi çınlıyor kulaklarımda... Zaman ve mekanda yolculuk muhteşem... Tabi bu işin mutfağında yalnız değilim, yol arkadaşım ve hayat arkadaşım Mimar Bey yani Ertaç Emre Sunar ile birlikte hazırlıyoruz her şeyi. Tüm rotalarımızı aşkla ve heyecanla çiziyoruz. Ortaya çıkan şeyi keyifle izliyoruz sonra. Gezgin Gazetesi ailesi de bu yolda en büyük şansımız oldu diyebiliriz. Hayat dolu ve hayata dair binbir renkle dolu bu ailede olmak harika bir duygu. Fırsatlar yaratın ve yola çıkın, sevgiler...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz