Tüm dünyanın dokunduğu kent: Berlin

0

180 ırk içeren çok kültürlü toplumun bir arada yaşadığı, ‘Dünya Savaşı’nın yıkımlarından çıkan, nüfusu savaş sonrası 4,3 milyondan 2,8 milyona düşen ve 4 devlete dağıtılmış olan,’Soğuk Savaş’ın yangın yeri sayılan, oyunlarıyla ve şiirleriyle dünyaca tanınan diyalektik tiyatrosunun kurucusu Bertolt Brecht’in meşhur sahnesinin bulunduğu bir şehirdeyim.


Hangi şehir olabilir sizce?

Tabii ki Avrupa’nın metropolü Berlin’deyim.

Berlin, Duvarlarından Sokaklarına Kitap Gibi Okunan Şehir

Duvar kalıntıları dünyanın en uzun Open-Air-Galerisine dönüşen, Paris’ten büyük, Venedik’ten daha çok köprünün yer aldığı güzelim Berlin şehri.

Girerken karşınızda, kazanılan savaşların işaretini görürsünüz. Biraz daha içerisine ilerledikçe, Holocaust Anıtı, ülkenin kendi kendine verdiği bir göz dağı gibi parlamento binasının ve Amerikan Büyükelçiliğinin önünde durur.
Karl Marks’ın hukuktan felsefeye geçtiği ve işçiliğin sefaletiyle tanıştığı, diğer yandan sosyalistlerin Rosa Luxemburg ve Karl Liebknechtin acımasızca katledildiği yerdir burası.
Brandenburger Kapısı’nın üstündeki “quadriga” Napoleon’un elinden geri kazanıldığı için şehrin şanlı simgesi oluyor.
Atlattığı sayısız badirelere rağmen en modern atılımların gerçekleştiği merkezlerden biridir.
Dünden bugüne teknolojinin çeşitliliği ve gelişimini de teknik müzesinde görmek mümkündür.

Tabelaların bile Türkçe yazıldığı, Türk restoranları ve Türk esnafıyla “ küçük İstanbul” diye anılan, parkları ve sevimli kafeleriyle Kreuzberg şehrin en merkezi yerlerinden biridir. Cadde üzerinde yer alan Mustafa’s Gemüsekebap, bu meşhur lezzeti tatmak isteyen insanların, kar kış dinlemeden önünde uzun kuyruklar oluşturduğu, Berlin’e gidince uğramadan geçilmemesi gereken bir dönerci dükkanıdır.

Viktoria Parkı

Dinlenmek mi istiyorsunuz? o zaman Berlin’in yeşil alanı olan Viktoria parkına mutlaka gitmelisiniz tepedeki manzarasından kendinizi alamayacaksınız.

Müzeadası

Müze açısından çok zengin olan başkentte, bir müze var ki gidilmesi gerekenler listesinde ilk sıralarda yer almalı.
Bu müze Prusya krallarının emriyle yapılan Müze adasıdır.
UNESCO mirası olan bu yapı şimdiye kadar bir çok insanı ağırlamıştır.
Bu müze, içerisinde başka müzeleri de barındıran bir komplekstir.

Allegretto a Tavolanin İtalyan mutfağıyla Dom’un ve Çek Cumhuriyetinden de geçen Spree gölünün karşısında size muhteşem bir atmosfer verir.

Allegretto a Tavolanin

Milchhäuschende
Beyaz gölün manzarasıyla güneşli terasında kahve içilmelidir.

Milchhäuschende
Berliner Tatlısı

Tüm dünyaca tanınan Berliner tatlısı, ismini onu yapan Berlinli ustasından almaktadır. Her pastanede bulabileceğiniz bu içi reçelli üzeri pudra şekerli tatlıyı mutlaka denemeniz gerekir.

Berlin’e gelirken hem eğlenmeyi hem öğrenmeyi ve maalesef insanlık adına utanmayı da göze almalısınız

Berlin,geçmişin ve bugünün arasında bir köprü gibi önünüzde duran, her adımda tarih, sanat, kültür ve siyaseti damarlarımızda hissetmemizi sağlayan, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir.

 

Pınar Demir

Instagram: pearl.sensation

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz