Yuvacık: Sanayinin Şehrinde Doğanın Mucizesi

0
Yuvacık Barajı'nın muhteşem doğası.
Fototğraf: kulturportali.gov.tr

Yuvacık: Sanayinin Şehrinde Doğanın Mucizesi

Bir zamanlar Kocaeli’de yaşarken şehrin suyunun Yuvacık Barajı’ndan geldiğini bilir ama böylesine bir güzelliğe sahip olduğunu bilmezdim. Hayal bile edemezdim tabii o zamanlar. Bir sanayi şehriydi ne de olsa Kocaeli. Havası kirli, ruhu griydi. Ağaçların dalları değil fabrikaların bacaları uzanıyordu göğe. Ayrıca liseyi fabrikaların tam ortasında, Dilovası’nda okuduğumu da hesaba katarsak böyle düşünmem açıkçası çok normal. Neyse ki sanayi öldürememişti doğa anayı. İnsanlar kirletse de katletse de o bir şekilde var olmaya devam ediyordu. O yüzden bir sanayi şehrinden çok daha fazlasıydı aslında Kocaeli. Benim düşündüğümün de ötesindeydi. Birçok doğal güzelliğe ev sahipliği yapıyordu. Ve ben Kocaeli’de yaşarken ailemle birlikte bu güzellikleri görmüştüm. Biri hariç. Yuvacık… Evet, Yuvacık gördüklerim arasında değildi maalesef ve ben çok önceden görmüş olmayı dilerdim. En azından bu derece popüler olmadan, kalabalıklar tarafından kuşatılmadan.

Geç olsun güç olmasın diyerek geçtiğimiz pazar günü Yuvacık’a doğru yola çıktık. Yuvacık’a vardığımızda ilk etapta kalabalıklar karşıladı bizi. Açıkçası bu kadar insanı bir arada görünce bir an ben nereye düştüm diye kendime sormadım değil. Zaten oldum olası kalabalığı seven bir insan değildim. Pandemiyle birlikte insanlardan hızlıca uzaklaşarak kaçar oldum. O yüzden Yucacık’ta kalabalıklar arasında tenha yerler aradık kendimize ve neyse ki bulabildik.

Yuvacık Manzarası
Fotoğraf: basiskelegezi.com

Yuvacık Barajı’nda Açılan Birçok İşletme Var…

Yuvacık’a son zamanlarda birçok işletme açılmış. Özellikle bazıları sosyal medyada oldukça popüler.  Biz kapısında kuyruk olan bu mekanları değil daha az insanın ve az sayıda masanın bulunduğu mekanlardan birini tercih ettik. Bu arada kuyruk derken şaka yapmıyorum. Gerçekten mekana girebilmek için sıra bekleyen insanlar gördük o gün. Ama siz yine de bu mekanlarda vakit geçirmek isterseniz hafta sonu erken saatte ya da hafta içi gitmenizi öneririm. Kahvaltı yapmak gibi bir planınız varsa eğer gideceğiniz mekana önceden karar verip rezervasyon yaptırmanızda fayda var. Dediğim gibi biz nispeten daha tenha olan mekanlardan birini tercih ettik.

Yuvacık Barajı’nın ve etrafındaki bitki örtüsünün Karadeniz’i aratmayan manzarasına karşı kahvelerimizi yudumladık.  Manzaranın tadını çıkarıp gözlerimiz yeşile doyunca da barajın hemen yanında yer alan yürüyüş parkuruna doğru yola koyulduk. Suyun hemen kenarında, ağaçlar arasında bulunan bu yürüyüş parkuru; Yuvacık’a vardığımızda kalabalığın getirmiş olduğu tüm negatif enerjiyi alıp götürdü. İşte o an iyi ki gelmişiz dedim ve iyi ki görmüşüm doğanın bu eşsiz renklerini.

Yürüyüş parkurunun bulunduğu alanda Yuvacık Barajı’nın manzarasına karşı masa ve sandalyelerinizi kurup bir yandan izole olurken bir yandan da doğanın keyfine varabileceğiniz birçok nokta var. Ama önceden belirtmeliyim ki mangal yakmak yasak. O yüzden yanınızda yiyecek bir şeyler getirmenizi öneririm. Bizim yanımızda sadece çay vardı. Ne yalan söyleyeyim ruhum doyarken o gün yiyecek bir şey aramadım bile. Çünkü burada, doğanın huzurlu kollarında her şeyi unutmak mümkün. Biz unuttuk. Bir kavak ağacının gölgesine sığındık o gün. Gökyüzü bulutlanıp rüzgar esmeye başlayınca da yaprakların şarkısını dinledik bu sefer. Keyifle yudumladık çayımızı doğanın tüm mucizelerine karşı…

Evrim Ertekin Ergün’ün tüm yazılarına buradan uluşabilirsiniz

Evrim Ertekin Ergün Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz